CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaEkonomiSavaşın gölgesinde enerji kaosu: Yoksul
📈 Ekonomi

Savaşın gölgesinde enerji kaosu: Yoksul ülkeler uçurumun kenarında

sozcu.com/ekonomi·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Savaşın gölgesinde enerji kaosu: Yoksul ülkeler uçurumun kenarında
Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanma noktasına gelmesi, gelişmekte olan piyasaları derin bir ödeme...

Üçüncü Körfez Savaşı’nın küresel enerji piyasalarında tetiklediği arz şoku, dünyanın en kırılgan ekonomilerinde sarsıcı etkiler yaratmaya başladı. Nepal’de mutfak tüpü kuyrukları karne uygulamasına yol açarken, Pakistan’da okullar kapatıldı ve üniversiteler uzaktan eğitime geçti. Sri Lanka’da ise enerji tasarrufu amacıyla şirketlere haftada bir gün kepenk kapatma çağrısı yapıldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva’nın "düşünülemez" olarak nitelendirdiği küresel enerji krizi, yoksul ülkeler için acı bir gerçekliğe dönüşmüş durumda.

Enerji arzındaki daralmanın faturasını her zaman olduğu gibi en yoksul kesim ödüyor. 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Avrupa’nın hanehalkını korumak için enerji sübvansiyonlarına yönelmesi, fiyatların uzun süre yüksek kalmasına neden olmuştu. Bu durum, döviz rezervi kısıtlı ithalatçı ülkeleri iflasın eşiğine sürüklemiş; Sri Lanka temerrüde düşerken Pakistan IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalmıştı. Bugün Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı olması, mevcut krizi önceki örneklerinden çok daha tehlikeli bir boyuta taşıyor.

Yapılan risk analizlerine göre, şoka maruz kalma oranı ve bu şoku göğüsleme kapasitesi baz alındığında en büyük risk altında olan ülkeler Ürdün, Mısır ve Pakistan olarak öne çıkıyor:

Ürdün: Batılı müttefiklerine ve Körfez bağışçılarına güvense de, finansal tamponlarının yetersizliği nedeniyle acil desteğe en çok ihtiyaç duyan ülke konumunda.

Pakistan: GSYH’sinin %4’ünü petrol ve gaz ithalatına harcayan ülke, enerjisinin %90’ını Orta Doğu’dan karşılıyor. Ayrıca GSYH’sinin %6’sına denk gelen işçi dövizlerinin savaş nedeniyle kesilme riski, ülkeyi çift taraflı bir kıskaca alıyor.

Mısır: Bu yıl ödemesi gereken 29 milyar dolarlık dış borç, döviz rezervlerinin yarısından fazlasına tekabül ediyor. Bu durum, Kahire’nin yeni bir şoku absorbe etme kabiliyetini ciddi şekilde sınırlıyor.

Enerji fiyatlarındaki artış ithalat faturalarını kabartırken, Körfez ülkelerinden gelen işçi dövizlerinin azalması cari açığı büyütüyor. Değer kaybeden yerel para birimleri, dolar cinsinden alınan petrolü daha da pahalı hale getirerek kısır bir döngü yaratıyor. Bangladeş ve Sri Lanka gibi ülkelerde rezervlerin üç aylık ithalatı bile karşılayamaz noktaya gelmesi, yatırımcıların bu piyasalardan kaçışını hızlandırıyor.

Listenin diğer ucunda ise yüksek enerji bağımlılığına rağmen güçlü finansal savunma hatlarına sahip ülkeler yer alıyor. Tayland, GSYH’sinin %7’sini enerji ithalatına harcamasına rağmen, 100 günlük stratejik petrol rezervi ve yedi aylık ithalatı karşılayabilecek döviz stoğuyla zaman kazanıyor.

Hindistan ise krizden en az hasarla çıkması beklenen aktörlerden biri. Yeni Delhi yönetimi, Rus petrolüne yönelebilen rafine kapasitesi ve elektrik üretiminde ithal gaz yerine yerel kömürü tercih etmesi sayesinde Körfez’e olan bağımlılığını dengeleyebiliyor. Ayrıca Hindistan’ın yedi aylık ithalatı kapsayan güçlü rezervleri, olası bir spekülatif atağa karşı kalkan görevi görüyor.

Makroekonomik dengelerin ötesinde, krizin insani boyutu korkutucu boyutlara ulaşıyor. Doğalgazdan üretilen azotlu gübre fiyatlarının fırlaması, tarımsal üretim maliyetlerini artırıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), çatışmaların durmaması halinde 2026 yılında akut açlıkla karşı karşıya kalan insan sayısının rekor seviyelere ulaşabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Finansal sistemler bir şekilde ayakta tutulsa bile, gıdaya erişimin sürdürülebilirliği krizin asıl belirleyicisi olacak.

Kaynak: sozcu.com/ekonomiOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler