CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaSüresiz nafaka tartışması: AYM iptal ett
🌍 Dünya

Süresiz nafaka tartışması: AYM iptal etti, gözler Meclis'te

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Süresiz nafaka tartışması: AYM iptal etti, gözler Meclis'te
Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti. Adalet Bakanı Akın Gürlek yeni düzenleme mesajı verdi. Peki, yeni nafaka düzenlemesinin içeriğinde ne var? Kadın örgütleri neden eleştiriyor?

Anayasa Mahkemesi (AYM), bugün yaptığı toplantıda nafaka uygulamasını düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "süresiz olarak" ibaresinin iptaline karar verdi. Oyçokluğuyla alınan kararın Resmî Gazete'de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmedildi.175'inci maddede, "yoksulluk nafakası," "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" şeklinde düzenleniyordu.Adalet Bakanı Akın Gürlek, AYM'nin iptal kararını "adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli bulduklarını" ifade etti. X hesabından açıklama yapan Gürlek, "AYM'nin tanıdığı yasal süreci de dikkate alarak; bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen, hakkaniyete uygun yeni yasal düzenlemeyi yüce Meclisimizin takdirine sunacağız" dedi. Gürlek, boşanma sonrası süreçlerde hem tarafların haklarını koruyacak hem de toplumsal huzuru ve aile kurumunun saygınlığını zedelemeyecek, dengeli ve adil bir modelin inşasının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu savundu.Nafaka düzenlemesi, Adalet Bakanlığı'nın 12'nci Yargı Paketi Taslağı'nda da yer alıyor. DW Türkçe'nin dün yayımladığı ve önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması beklenen paketin ayrıntılarında, nafaka süresinin 5 yıldan az olmak üzere evlilik süresinin yarısı kadar olması önerisi getiriliyor. Bakanlık taslağında, şöyle deniyor: "Yoksulluk nafakasının süresinin, 5 yıldan az olmamak üzere evlenmenin yapıldığı tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısı kadar olması, ancak yükümlünün haksız fiili sebebiyle nafaka alacaklısının çalışamayacak bir duruma düşmesi veya evlilikte geçen süreye bağlı olarak yaşı ilerlemiş olan nafaka alacaklısının düzenli bir gelirinin bulunmaması halinde daha uzun bir nafaka süresinin belirlenmesi sağlanmaktadır. Ancak yaşın ilerlemiş olması sebebiyle daha uzun bir nafaka süresinin belirlenebilmesi için evlilik süresine göre belirlenen nafaka süresinin bitiminden itibaren en geç bir yıl içinde talepte bulunulması gerekir."Bakanlığın taslağında, yapılacak düzenlemenin kanun yolu incelemesinde olanlar dahil olmak üzere görülmekte olan davalarda da uygulanması planlanıyor. Kesinleşmiş davalar yönünden ise nafakanın bir yıl daha ödenmesi öngörülüyor.Taslağa göre, mahkeme tarafından başlangıçta aylık olarak ödenmesine hükmedilen nafakanın daha sonra toplu şekilde ödenebilmesine imkân tanınacak. TBMM kulislerinde, nafaka düzenlemesi dahil aile hukukuyla ilgili bölümün 12'nci Yargı Paketi dışında ayrıca ele alınacağı konuşuluyor. DW Türkçe'nin ulaştığı bir AKP yöneticisi, Bakanlığın önerisindeki nafaka süresinin evlilik süresinin yarısına indirilmesini az bulduklarını ifade etti. Düzenlemeye, TBMM'de son şeklinin verileceği belirtiliyor.Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı, gözleri yeniden nafaka tartışmasına çevirdi. Kadın örgütleri, süresiz nafakanın kaldırılmasını kadının yoksullaşmasına neden olacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor.Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Genel Başkanı, Avukat Canan Güllü, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, süresiz nafakanın iptal edilmesini eleştirdi. Nafaka tartışmasının merkezinde erkeklerin mağduriyetinin değil, boşanma sonrası yoksullaşan kadınların yaşam hakkı ve ekonomik güvenliğinin bulunduğu ifade eden Güllü, bu gerçeği siyasal iktidara anlatamadıklarını ifade etti. Güllü, 2012 yılında Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan "süresiz olarak" ibaresinin iptali istemini reddettiğini ve boşanma nedeniyle yoksullaşan eşin korunmasını sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak değerlendirdiğini anımsattı. Aynı kanun hükmünde değişiklik yapılmamasına rağmen farklı değerlendirmelerin gündeme gelmesini eleştiren Güllü, "Değişen hukuk değil, hukuka bakış açısıdır" görüşünü dile getirdi. Güllü, boşanma sonrası yoksullaşmayı önlemeyi amaçlayan sosyal koruma mekanizmalarının, değişmeyen kanun hükümlerinden çok değişen yargısal yorumlara bağlı görünmemesi gerektiğini savundu.Türkiye'de kadınların önemli bölümünün çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi sorumluluklar nedeniyle çalışma hayatından uzak kaldığını belirten Güllü, evlilik boyunca ücretsiz bakım emeği veren ve ekonomik bağımsızlığını kaybeden kadınların boşanma sonrasında yoksulluk riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Nafaka hakkının sınırlandırılmasının ya da zayıflatılmasının kadınların ekonomik güvencelerini ortadan kaldırabileceğini kaydeden Güllü, bunun özellikle şiddet ortamından ayrılmak isteyen kadınlar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.Ekonomik güvencenin kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi açısından kritik önemde olduğunu vurgulayan Güllü, nafaka hakkına yönelik olası değişikliklerin yalnızca ekonomik bir düzenleme olarak değerlendirilemeyeceğini, kadınların güvenliği ve yaşam hakkı bakımından da sonuçlar doğuracağını savundu.Açıklamasında sosyal devlet ilkesine de vurgu yapan Güllü, kadınların ekonomik güvencelerini zayıflatacak düzenlemelere karşı çıktıklarını belirterek, nafaka tartışmasının yanı sıra hukuki güvenlik, anayasal hakların yorumlanmasında istikrar ve sosyal devlet ilkesinin geleceğinin de tartışılması gerektiğini söyledi. Emekli Aile Mahkemesi Yargıcı, Avukat Mustafa Karadağ da nafakanın süreli hale getirilme taleplerine tepki gösteren isimlerden. Ataerkil düşünce biçiminden kurtulunmadan verilecek her türlü karar ve düzenlemenin hukukun genel ilkelerine aykırı olacağını belirten Karadağ, şunları kaydetti:"Çünkü evliliklerde genelliklerde gördüğümüz ve siyaseten de bu nafakayı sorun haline getiren yapı, genelde kadınların çalışmasına karşı olan insanlar. Evlendiklerinde kadının çalışmasını istemeyen, işten çıkmasını isteyen ya da çalışmayan kadınla evlenmek isteyen insanların ömür boyu nafaka borcu vardır. Çünkü kadının yaşamını bir şekilde belirlemişlerdir. Bir erkeğin hem kadının çalışmasını istememesi hem de boşandıktan sonra nafaka ödemek istememesi ataerkil bir düşünce sistemidir. Bu yaşamla doğrudan ilgilidir."Kadınların haklarının kısıtlamaya çalışılmasının, kadının çalışma yaşamından uzaklaştırılmasının kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu belirten Karadağ, "Bu hiçbir zaman adil olmaz. Bu nedenle de nafakanın süreli hale getirilmesini tamamen bir ataerkil düşünceye dayalı olduğunu, siyasi iktidarın da bundan nemalanmaya çalıştığını düşünüyorum" dedi. Anayasa Mahkemesi, 17 Mayıs 2012 tarihinde verdiği kararda, süresiz nafaka maddesinin iptali talebini reddetmişti. Mahkeme, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin korunmasının sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmetmişti.Kararda, "süresiz" ifadesinin nafakanın her durumda ömür boyu ödeneceği anlamına gelmediği vurgulanmış; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, yoksulluğunun ortadan kalkması veya tarafların mali durumlarının değişmesi gibi durumlarda nafakanın kaldırılabileceği ya da miktarının değiştirilebileceği belirtilmişti.Anayasa Mahkemesi, 8 Temmuz 2020 tarihinde verdiği bir bireysel başvuru kararında da eski eşine nafaka ödemek zorunda bırakıldığı gerekçesiyle mağdur olduğunu ileri süren bir kişinin başvurusunu kabul etmedi. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarının mahkemelerce değerlendirildiğini ve nafaka miktarının düşürüldüğünü belirterek hak ihlali bulunmadığı sonucuna vardı.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler