Suriye müziğinin simge isimlerinden Assala Nasri, yaklaşık 15 yıllık aranın ardından memleketi Şam'da yeniden sahneye çıktı. 2011'de başlayan ayaklanma sırasında Suriye halkına destek verdiği için dönemin yönetimiyle karşı karşıya gelen ve ülkesinden ayrılan Assala, yıllar sonra Feyha Spor Salonu'nda verdiği konserle Suriyeli hayranlarıyla buluştu.
Assala, Şam'da son konserini Şubat 2010'da vermişti. 2011'de ülkeyi terk eden sanatçı, yaklaşık 15 yıl sonra başkentteki Feyha Spor Salonu'nda sahne aldı. Konser, Kültür Bakanlığı ve Suriye Sanatçılar Sendikası'nın desteğiyle düzenlendi.
Ünlü sanatçı konserin açılışında “Başını dik tut, sen özgür bir Suriyelisin” sözleriyle bilinen devrim marşını seslendirdi. Şarkı, 2011 sonrası Suriye'deki protesto ve kutlamalarda öne çıkan eserlerden biri olarak biliniyor.
Şam'a ulaşmasının ardından kentin sokaklarını gezen Assala, yıllar önce geçtiği mahalleleri yeniden ziyaret etti. Sanatçı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda ülkesine dönmenin kendisi için taşıdığı duygusal anlamı dile getirdi. Ayrıca Suriye'ye dönüşünü anlattığı “Asala” adlı şarkısından bölümler paylaştı.
Assala, 2011'de Suriye'de başlayan ayaklanma sırasında halkın taleplerini açıkça destekledi. Bu tutumu nedeniyle dönemin yönetimi tarafından Suriye Sanatçılar Sendikası'ndan çıkarıldı. 2014'te ise Lübnan'da, dönemin Suriye yönetiminin talebiyle çıkarıldığı belirtilen Interpol arama kararı kapsamında kısa süreliğine gözaltına alındı; söz konusu kararda “vatana ihanet” ve muhalif grupları destekleme suçlamalarının bulunduğu aktarıldı.
Assala'nın dönüşünde dikkat çeken bir başka gelişme ise babası, besteci ve sanatçı Mustafa Nasri'ye ait yaklaşık 100 yıllık udun kendisine teslim edilmesi oldu. Şam'da bir antika ve geleneksel eserler satıcısının yıllardır koruduğu ud, sanatçıya yeniden verildi. Söz konusu kişinin enstrümanı 2013 yılında edindiği bildirildi.
Assala'nın 15 yıl sonra Şam'da sahneye çıkması Suriye'de ve Arap dünyasında geniş yankı buldu. Konser, sanatçının uzun yıllar sonra ülkesindeki dinleyicileriyle yeniden buluşmasının yanı sıra Suriye'deki kültür-sanat hayatındaki değişimin sembolik etkinliklerinden biri olarak da değerlendirildi.
