TBMM Genel Kurulu yaz tatilinin ardından yeni yasama yılına yarın fon krizinin etkisi altında başlıyor.
Meclis'i yeni yasama yılında son haftalarda gündemin ana konusu olan fon krizi ve çözüm sürecinin uygulanmasına ilişkin çalışmaların yanı sıra yeni anayasa, erken seçim tartışmaları ile yargı düzenlemeleri bekliyor.
28'inci dönem 5'inci yasama yılı 1 Ekim saat 14. 00'te yapılacak özel oturumla başlayacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kurul'a hitap etmesi beklenirken açılışın ardından normal yasama çalışmalarına 6 Ekim Salı günü dönülecek.
Meclis'in 28'inci dönem 4'üncü yasama yılı faaliyetleri 10 Ağustos'ta sona ermişti.
TBMM'nin açılışı nedeniyle akşam da bir resepsiyon verilecek. Yeni Parti resepsiyona katılmayacağını açıklamıştı.
Türkiye'de birkaç hafta önce patlak veren fon krizinin TBMM gündemine nasıl taşınacağı yeni dönemin ağırlıklı konularının başında gelecek.
Muhalefet partilerinden bazı üyeler fon krizinin araştırılması için TBMM'nin de devreye girmesini ve bir araştırma komisyonu kurulmasını talep etmişti. Ancak bunun için somut girişimde bulunulup bulunulmayacağı henüz kesinlik kazanmadı.
Teknik olarak muhalefet fon krizi ile ilgili araştırma önergesi verebilir ancak komisyonun kurulabilmesi için Genel Kurul'da yeterli kabul oyunu sağlaması yani oturuma katılanların salt çoğunluğunun kabul oyu gerekiyor.
Bu arada Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel bugün yaptığı açıklamada fon krizine değinerek "Meclis'te sözde komisyon kurulacak, Fatma Hanım’ın saz arkadaşları komisyonda çoğunluk olacak, kurda kuzuyu emanet edip oradan adalet çıkaracaksınız. Milletin bunlara karnı tok. İki kelimeyle millet işi özetliyor. Suçüstü yakalandınız" diye konuştu.
TBMM komisyonlarında çoğunluk Cumhur İttifakı’nda olduğu için muhalefetin öneri ya da eleştirileri çoğunlukla gölgede kalıyor.
Muhalefetin araştırma taleplerinde yatırımcıların zararları, sermaye piyasalarındaki işlemler ve kamu kurumlarının gözetim ve denetim sorumluluğu öne çıkıyor. Haksız kazanç sağlandığı iddiaları ve tasfiye sürecinin nasıl yürütüleceği de araştırılması istenen konular arasında.
Öte yandan Devlet Denetleme Kurulu (DDK) sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerini kapsayan inceleme ve denetim sürecini başlatmıştı.
Yeni dönemde TBMM'de çok konuşulan bir diğer konu yeni çözüm süreci olacak.
Meclis kapanmadan kabul edilen çerçeve yasanın soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazının ertelenmesine ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için örgütün fiilî varlığına son verdiği ve silahlarını teslim ettiği yönündeki tespitin MGK tarafından teyit edilerek Resmî Gazete'de yayımlanması gerekiyor.
Ankara siyaset kulislerinde daha önce yapılan yorumlarda bunun MGK'nın Ekim ayındaki toplantısında olabileceği konuşulmuştu. Ancak DW Türkçe'nin edindiği bilgiler sahadaki durumun Ekim ayında bu kararın alınmasını zorlaştırdığı yönünde. Bu nedenle çözüm sürecinin taraflarının Ekim ayına yönelik beklentileri düşmüş durumda.
Bu arada iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreçte Meclis'in yeni dönemdeki ilk adımlarından birisinin izleme komisyonunun kurulması olması bekleniyor.
10 Ağustos'ta kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un ardından yürütme bünyesinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir kurul oluşturulmuştu. Şimdi TBMM'de kurulacak izleme komisyonu ile sürecin parlamenter denetiminin sağlanması amaçlanıyor.
Komisyonun yapısı ve çalışma esaslarının Meclis'te grubu bulunan partilerle yapılacak görüşmelerin ardından belirlenmesi öngörülüyor.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş komisyonun daha önce kurulmuş olan ve çalışmalarını çerçeve yasa ile tamamlayan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun oluşmasındaki "müzakereci yöntem" ile kurulacağını belirtmişti.
Bu çerçevede Meclis'te grubu bulunan partilerin hepsinin temsil edilmesi isteniyor. Üye sayısı ve çalışma usulleri henüz kesinleşmeyen komisyonun hangi bilgilere erişebileceği, yürütmenin kararlarını nasıl izleyeceği ve kamuoyunu ne ölçüde bilgilendireceği önem taşıyor.
Süreci "Barış ve Demokratik Toplum" olarak adlandıran DEM Parti'nin beklentileri ise izleme komisyonunun kurulmasının ötesine geçiyor.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, 22 Eylül'deki açıklamasında komisyon üyeliklerinde adil temsil ve kapsayıcılık talebini dile getirirken, demokratikleşme konusunda da atılması beklenen adımlar bulunduğunu söyledi.
Doğan, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın farklı toplumsal kesimlerle görüşebilmesi için iletişim olanaklarının genişletilmesi de DEM Parti'nin talepleri arasında.
Meclis'in önceki yasama yıllarında da gündemde olan yeni anayasa tartışmaları bu dönemde de öne çıkan başlıklar arasında; ancak gerçekleşeceğine dair beklentiler düşük.
AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, 24 Eylül'de mevcut anayasanın yerine temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan sivil bir anayasa yapılması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da 20 Eylül'deki değerlendirmesinde yeni anayasayı iktidarın başlıca hedeflerinden birisi olarak göstererek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yüzde 50+1 esasının korunması gerektiğini savundu ve yeni anayasanın en geç TBMM'nin 29. Döneminde yapılabileceği görüşünü dile getirdi.
Ancak bu açıklamalara rağmen yeni yasama yılında Meclis'te yeni anayasa çalışmalarının somutlaşacağına ilişkin işaret bulunmuyor. Muhalefet partileri de yeni anayasa çalışmalarına sıcak bakmazken, iktidarın DEM Parti'nin yeni anayasadan beklentilerini seçim öncesi karşılamasının mümkün olmayacağı yorumları yapılıyor.
Normalde Mayıs 2028'de yapılması gereken ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesi için erkene çekilmesi beklenen seçime yönelik tartışmalar da sürüyor.
Erken seçim tartışmalarının merkezinde, seçimlerin tarihi kadar Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olup olamayacağı da bulunuyor. Mevcut sistemde bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebiliyor; ancak cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM en az 360 oyla seçimlerin yenilenmesine karar verirse, cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabiliyor.
Erdoğan'ın yeniden seçilebilmesi için diğer seçenek ise adaylık sınırlamasını değiştiren bir anayasa değişikliği; ancak bu ihtimalin hayata geçirilmesi mevcut siyasi tabloda çok mümkün görünmüyor.
Kurtulmuş, 25 Eylül'deki basın toplantısında, "TBMM, vaktinde bir seçime hazırlanıyor" derken, seçimlerin erkene alınması için Meclis'in kararına işaret etmişti.
Yeni yasama yılının en yoğun çalışma başlıklarından birisi 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi olacak. Mevcut fon krizi nedeniyle bu yıl bütçenin Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurul görüşmelerinin daha sert geçebileceği belirtiliyor.
Teklifin en geç 17 Ekim'de Meclis'e sunulması, ardından Plan ve Bütçe Komisyonu ile Genel Kurul'da görüşülmesi öngörülüyor.
Eylül ayında açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program'da 2027 yılı için yüzde 4,2 büyüme ve yüzde 21 enflasyon hedeflenmişti.
Bu hedeflerin ücretler, emekli aylıkları, sosyal yardımlar ve kamu harcamalarına nasıl yansıyacağı, bütçe görüşmelerinin temel tartışma alanlarından olacak. Vergi yükünün dağılımı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tercihlerin de iktidarla muhalefet arasındaki ayrışmayı daha görünür kılması bekleniyor.
Yeni dönemde gündeme gelmesi beklenen düzenlemelerden birisi de 13. Yargı Paketi. Hazırlıklarda yoksulluk nafakasına süre sınırı getirilmesi ve boşanma davalarının işleyişinin değiştirilmesi öne çıkıyor.
Yeni yasama yılında sosyal medya kullanımında kimlik doğrulaması ve dijital konaklama platformlarına ilişkin düzenleme hazırlıkları da takip edilecek.
Adalet Bakanı Akın Gürlek en son New York'ta yaptığı açıklamada, sosyal medya ile ilgili düzenlemeyi Ekim ayında TBMM'ye sunacaklarını söyleyerek, "Sosyal medyanın elbette bir kuralları olması lazım. Yani sosyal medya özgürlük alanı değil. Oradan bir sahte hesap açıp, bir fake hesap açıp ya da bir anonim hesap açıp işte birbirlerine kimse itibar suikastında bulunamaz" demişti.
Genel Kurul'un ilk gündeminde ise geçen yasama yılından kalan dokuz maddelik Türk Kızılay Kanun Teklifi'nin yer alması bekleniyor. Teklif, Kızılay'ın görevleri ile afet ve çatışma bölgelerinde çalışan personelin haklarına ilişkin hükümler içeriyor.
Tütün ürünlerinin kullanımını sınırlamaya yönelik hazırlıkların da yeni dönemde Meclis'e taşınması bekleniyor.
