Trump ABD’yi NATO’dan çekerse NATO ayakta kalabilir mi?
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. ABD’nin bu "ben yoksam siz hiçsiniz" tavrı artık dünyada eskisi kadar alıcı bulmuyor. Evet, Avrupa’nın önünde devasa bir bütçe meselesi olduğu bir gerçek ancak Amerika’nın da o "süper güç" imajı ciddi yaralar almış durumda. Hatırlayalım; daha dün İran karşısında o devasa lojistik gücün nasıl tıkandığını, bölgede nasıl çıkmaza girildiğini hepimiz gördük. Yani "Amerika giderse dünya durur" tezi artık eskisi kadar sarsılmaz değil.
Avrupa’da ise ABD Başkanı Donald Trump'ın tavrına karşı sesler yükselmeye başladı. "Kendi göbeğimizi kendimiz keselim" diyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Ancak buradaki asıl düğüm para pul değil, siyasi irade. Yıllardır savunma sanayisini ve güvenliğini Washington’a emanet etmenin rehaveti, şimdi bir "güvenlik sancısı" olarak geri dönüyor. Trump’ın bu çıkışı, aslında Avrupa’yı uykusundan uyandıracak bir şok etkisi de yaratabilir.
İşin aslına bakarsak; kimse kimseye muhtaç değil, sadece sistem bu bağımlılık üzerine kurulmuş. Yarın öbür gün ABD kapıyı çekip giderse, Avrupa halkları için zorlu bir "kendi ayakları üzerinde durma" sınavı başlayacak. Belki vergiler tartışılacak, belki harcama kalemleri değişecek ama günün sonunda her ülke kendi egemenliğinin bedelini ödemek zorunda kalacak.
Görünen o ki, bu bir "kim daha güçlü" yarışından ziyade, bir yol ayrımı. Trump, Avrupa’yı kendi şartlarına zorlamak için bu tehdidi bir koz olarak kullanıyor. Ama unutmamak gerekir ki; her baskı, kendi direnişini ve alternatifini yaratır. Avrupa’nın Washington’ın gölgesinden çıkıp çıkamayacağını ise zaman değil, kendi liderlerinin alacağı cesur kararlar belirleyecek.
