Trump dediğini yaparsa, büyük göç bir göç dalgası dünyayı bekliyor
ABD Başkanı Donald Trump İran'ın kendisi ile bir anlaşma yapmaması halinde ülkeyi 'taş devrine' döndüreceğini söyledi.
Ülkenin enerji üretimi, su arıtma ve sanayi tesislerini vuracağını açıkça dile getiren ABD Başkanı İran'ın bir ülke olarak hayatta kalmasını sağlayacak her altyapıyı yerle bir edeceğini söyledi.
Trump, "Önümüzdeki iki üç hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz. Onları ait oldukları yere, taş devrine geri göndereceğiz" diye konuştu.
İran rejimi lider kadrosunu kaybetmesine ve her gün ABD ve İsrail bombardımanlarına maruz kalmalarına rağmen yıpratıcı savaşa dayanmaya devam ediyor.
Ancak savaşın yıprattığı İran sivil altyapısı, aynı dayanıklılığa sahip değil. İran halkı savaştan önce su ve elektrik üretiminde büyük sorunlar yaşarken ABD Başkanı İran'ın zayıflayan altyapısını yok etmeyi planlıyor.
Bu durum, 93 milyonluk İran nüfusunun kuraklık sebebiyle yaşanacak açlık ve susuzluk sebebiyle Türkiye dahil olmak üzere komşu ülkelere göç etmesine sebep olabilir.
ABD/İsrail ile yaşanan savaştan önce enerji ve tarım altyapısı şehirleşme hızına yetişemeyen İran'da düzenli olarak elektrikler kesiliyordu.
Özellikle başkent Tahran'da hayatı felç eden, neredeyse her akşam yaşanan elektrik kesintileri İran'ın nükleer ve termik santralleri tam gücüyle çalışırken bile büyük sorun haline geldi.
Aynı anda küresel ısınma sebebiyle hızla çölleşen İran hem tarım konusunda hem de içme suyu rezervleri sebebiyle büyük sorunlarla karşı karşıya.
Su ihtiyacının yüzde 70'ini yeraltı su kaynaklarından karşılayan İran, bu kaynakların yenilenemeyeceği hızda su çekerek tarım ve kanalizasyon altyapısında çöküntüye neden oldu.
İran halkı arasında zenginler temiz suya kolaylıkla erişebilirken İran'ın daha fakir kesiminin ulaşabildiği su da, son derece kirli bir şekilde vatandaşlara ulaşıyordu.
Bu durumun yarattığı eşitsizlik kuru kalan tarlaların yarattığı tarım kriziyle birlikte derinleşmeye başladı. İran, savaştan önce tarım krizine yaklaşırken savaştan sonra bu krizin tam anlamıyla kendini hissettirmesi bekleniyor.
İran, tüm bu sorunları ülkesine ABD bombaları düşmeden önce yaşıyordu. Şimdiyse İran'ın zaten nüfusun yükünü taşıyamayan altyapıya saldıracak olması durumun vehametini artırıyor.
İran halkı bu sorunlara rağmen ülkelerini terk etmemişti. Ancak olası ABD saldırılarından sonra yaşanacak susuzluk ve açlık durumu değiştirebilir.
İran'ın su arıtma tesisleri, ülkenin su ihtiyacının yüzde 3'ünü karşılıyor. Bu, zaten su sıkıntısı çeken İran'da 2 milyon 700 bin İranlının susuz kalması anlamına geliyor.
Bu rakama tarım sektöründeki gerileme ve ulaştırma altyapısındaki sorunlar da eklendiğinde sayının bir hayli artması bekleniyor.
ABD Savunma analisti Brynn Tannehill'e göre İran'ın yüzde 10, yani 9 milyon kişi işsizlik ve enflasyonla birleşen susuzluk ve açlıkla birlikte ülkeyi terk edebilir.
Savaştan önce İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran halkından 'hükümetin eksikliklerinden dolayı' özür dilemiş; elektrik ve su krizi sonucu yaşanan sorunları kabul etmişti. Yaşanan kriz sebebiyle bir dönem Tahran'ın tahliye edilmesi de gündeme gelmişti.
Ayakta kalan tesislerin de vurulan elektrik santralleri sebebiyle işletilemez hale gelmesi ve şehirlere su ulaştıran pompalama tesislerinin elektrik tesislerinin hedef alınmasından sonra durması, bu göçün başlamasına sebep olabilir.
CNN'in haberine göre ABD'nin verdiği savaşın 'İran tamamen etkisiz hale getirilene kadar' devam etmesi yönünde talepte bulunan Körfez ülkeleri bile enerji ve su arıtma tesislerinin vurulmaması yönünde ABD Başkanı'nı uyardı.
ABD Savunma analisti Tannehill'in raporuna göre İran'dan gelecek bir göç dalgasının 2011'de başlayan Suriye Göç Krizi'nden daha vahim bir tablo yaratabileceğinden endişe ediliyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırıları nedeniyle İran'da şu ana kadar 3,2 milyon kişinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
İsveç Göç Bakanı Johan Forssell ise “10 yıl önceki durumu tekrar yaşayamayız. Bir başka mülteci kriziyle karşı karşıya kalamayız,” diye konuştu.
10 Mart'ta konuşan Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise "ABD ve İsrail’e İran’ın “mümkün olduğunca çabuk istikrara kavuşması” için gerekli koşulları yaratma çağrısında bulundu.
Türkiye, İran'da yaşanabilecek bir krizin önüne geçmek için İran-Türkiye sınırında dikkatle devriye gezerken bir yandan da diplomatik çabalarını Pakistan ve Mısır ile işbirliğinde sürdürüyor.
Suriye'den gelen göç dalgasından en büyük hasarı alan Türkiye önlemler aldığını ve böyle bir krizin henüz kapıda olmadığı önemle vurgulandı.
ABD Başkanı'nın duyarsız saldırıları ise bu büyük krizin ufukta görünmesine sebep oldu. Nisan ayında da devam etmesi beklenen savaşın sonucu ise dünya için bir endişe kaynağı oldu.
