Trump'ın tehdidi dünyayı sarstı: Bugün saat 17:00'da dünyayı ne bekliyor?
ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Hürmüz Boğazı'nı kapayacağını' duyurmasıyla dünya ülkelerinde endişeli bir bekleyiş başladı.
Dünya petrol arzının yüzde 20'sini karşılayan Körfez ülkelerinin ana su yolu olan Hürmüz Boğazı'nı kapatan İran'a karşı kara harekatına gücü yetmeyen Trump'ın son çözümü olan bu abluka dünyanın ekonomik düzenini derinden sarstı.
İran ablukası üzerine yapılan bu abluka kafalarda soru işaretleri yarattı. ABD Başkanı Trump bu hamleyi 'İran'ın blöfünü alt etme hareketi" olarak nitelendirirken uzmanlar bundan o kadar da emin değil.
Zaten İran'ın ablukaya aldığı Boğaz'ın üstüne nasıl bir ABD ablukasının yükleneceği ve ABD'nin bu ablukayı ne kadar süre bölgede tutabileceği, en önemli sorular arasında.
Bu sorulara daha yanıt bulunamazken kısa süreli ateşkesle rahatlayan dünya ekonomileri şimdiden kırmızı alarma geçti.
Petrol varili yeniden 100 doları aşarken Avrupa'da sadece 3 haftalık uçak yakıtı kaldığı ortaya çıktı. Bahar aylarının ortasında ise Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasından dolayı gübre krizi adım adım yaklaşıyor.
Herkesin aklındaki soru aynı: Bugün saat 17:00'den sonra dünyayı ne bekliyor?
İran'ın kısıtlı olarak geçişlere izin verdiği su yolunda şimdi ABD tüm geçişleri kapatacağını söyledi.
ABD Başkanı, "İran gemileriyle birlikte yasa dışı ücretler ödeyen tüm gemilerin hedefte olacağını vurguladı. Ancak bu yaptırımın nasıl uygulanacağı merak konusu.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan çıkan bir geminin İran'a para ödeyip ödemediğini kanıtlamasının bilinen hiçbir yolu yok.
ABD, Hürmüz Boğazı'ndan çıkan herhangi bir geminin İran'a para ödediği yönünde tahminde bulunmak durumunda kalıyor.
Bir diğer sorun ise, gemilerin bağlı olduğu ülkeler. Uzmanlara göre ABD Başkanı'nın "İran'a geçiş için para ödeyen gemileri hedef alma" tehdidi uygulanabilir değil.
FT'ye konuşan uzman Jennifer Kavanagh, "Diyelim ki geçen gemi bir Körfez ülkesine ait ya da Fransız bir gemi ve geçiş ücretini ödemişler. Bu durumda ABD ne yapacak?" sorusunu sordu.
Kavanagh, "Müttefik bir tankere el koyacak mı? Peki ya geçiş ücretini ödeyen bir Çin gemisi olduğunu varsayalım. Çin tankerine el koyacak mıyız? Peki Çinliler ne yapacak?” diye ekledi.
ABD'nin kendi müttefiklerine ait bir gemiyi hedef alması diplomatik bir kriz doğuracakken, petrol ihracatının yüzde 54'ünü Orta Doğu'dan sağlayan Çin'in bir gemisinin hedef alınması olası bir savaş sebebi.
ABD ordusunun gemileri tehdit etmesi ve boğazda tutması, gelen gemileri ise yine tehditlerle Boğaz'dan uzak tutması bekleniyor. Ancak bir gemi dur ihtarına uymazsa ABD'nin gemiye çıkıp çıkmayacağı bilinmiyor.
ABD Başkanı daha önce Venezuela'yı abluka altına aldığında Rus petrol tankerlerini Manş Denizi'ne kadar kovalamış, bazı tankerleri ele geçirmişti. Benzer bir muameleye karşı ekonomik ve askeri bir dev olan Çin'in tepkisi çok daha sert olabilir.
İran hükümetine göre savaştan sonra artan petrol fiyatları, ablukayla birlikte daha da artacak. İran Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD'nin şimdiki fiyatları "özlemle anacağını" öne sürdü.
Dünya ise şimdiden bu sözlerin etkilerini hissetmeye başladı. Brent petrolün varili şu anda 102 dolara ulaşırken altının onsu 4 bin 721 dolara ulaştı.
Avrupa'da enerji fiyatları ise yüzde 90'a varan artış sergiledi. Nitekim Avrupa'daki kriz çok daha vahim konuma doğru hızla ilerliyor.
İngiliz gazetesi Financial Times'ın Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyinin (ACI Europe) Avrupa Birliği (AB) Komisyonu yetkililerine gönderdiği mektuba dayandırdığı haberine göre, ACI Europe sektörü, jet yakıt rezervlerinin azaldığı konusunda uyarıda bulundu.
Mektupta, Hürmüz Boğazı'nda ticaret akışının üç hafta içinde tamamen normale dönmemesi halinde Avrupa'daki havalimanlarındaki jet yakıtının 3 hafta içinde biteceği vurgulandı.
Asya'da ise durum çok daha vahim. Petrol ithalatının yüzde 95'ini Orta Doğu'dan karşılayan Japonya, Singapur, Tayland, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler dev bir yakıt kıtlığıyla karşı karşıya.
Avustralya'da vatandaşlar toplu taşıma kullanmaları yönünde önemle uyarıldı. Singapur ve Tayland'da petrole karne geldi, bu ülkelerde boşuna yakıt harcamamaları için kamu görevlilerine de evden çalışma emri verildi.
