Borsa İstanbul'da çarşamba günü başlayan sert düşüşlerin ve satış dalgasının ardından likidite krizi yaşayarak müşterilerin para çekme talepleri karşılayamayan fonlar nedeniyle ciddi bir kriz yaşanıyor.
Perşembe günü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS elektronik fon platformunda işlem gören tüm yatırım fonlarını alım ve satıma kapattı. Ayrıca bu şirketlere ait toplam 130 fonun SPK tarafından belirlenecek yöntemle tasfiye edilmesine karar verildi.
O şirketler şöyle sıralandı: Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy.
Bunun yanı sıra, Tera finans grubunun yatırım fonu şirketi Tera Portföy'ün üst düzey yöneticisi İbrahim Bekçi gözaltına alındı ve Tera Grubu'nun ofislerinde arama yapıldı. Gerekçe ise finans şirketi Destek Finans Faktoring'deki hisselerde manipülasyon yapıldığı şüphesiydi.
Şirket yatırım fonlarını yönetirken, Bekçi'nin görevi de müşterilerin paralarının nasıl yatırıldığını denetlemeye yardımcı olmaktı. SPK, Bekçi'nin Borsa İstanbul ve diğer organize piyasalarda işlem yapmasını iki yıl süreyle yasakladı. Ayrıca aynı süre için tüm sermaye piyasası lisanslarını da iptal etti.
Piyasalardaki likidite kriziyle birlikte SPK, bazı işlemler hakkında "piyasa dolandırıcılığı/manipülasyon" şüphesiyle suç duyurusunda bulunmuştu.
Öte yandan, şu anda 7 şirketin tamamının suç işlediği veya 130 fonun tamamının manipülasyon yaptığını söylemek mümkün değil. Soruşturma devam ediyor.
Normalde bir yatırımcı, bir yatırım fonuna 100 TL yatırdığında fon yöneticisi bu parayla hisse, tahvil, mevduat vb. varlıklar satın alıyor. Yatırımcı fondan çıkmak istediğinde fon payı iade ediliyor ve yatırımcı parasını alıyor.
Ancak şu anda yaşanan krizde, bazı fonların, sığ bir hisseyi büyük miktarda satın aldığı düşünülüyor. Böylece hisse fiyatı yükseliyor ve fonun getirisi çok yüksek görünüyor. Yüksek getiriyi gören yatırımcılar ilgili fona para yatırıyor. Fon aynı veya benzer hisselerden daha çok alıyor ve fiyat daha da yükseliyor.
Financial Times'ın aktardığı piyasa analizlerine göre, bazı yerli fonlar, özellikle kendileriyle veya ilişkili gruplarla bağlantısı olan şirketlerde, piyasada gerçekten alınıp satılabilen hisse miktarına kıyasla çok büyük pozisyonlara ulaştı. Bu da fiyatları ve dolayısıyla fonların görünen değerini yukarı taşıdı.
Ancak SPK, 28 Ağustos'ta yeni kurallar getirince kriz başladı.
SPK, bir fonun ya da aynı şirketin yönettiği birden fazla fonun, borsada alınıp satılabilen sınırlı sayıdaki hisselerin büyük bölümünü elinde toplamasını önlemek istiyordu. Amerikan finans şirketi MSCI, analizlerinde Türkiye'yi bu konuda uzun süredir uyarıyordu. Hatta kasıma kadar yeterli ilerleme görülmezse Türkiye'nin endekslerdeki muamelesine ilişkin istişare başlatılabileceğini de yazmıştı.
Bu yüzden de SPK, bir serbest fonun, halka açıklığı yüzde 25'in altında olan bir şirketin fiili dolaşımdaki hisselerinin en fazla yüzde 8'ini tutabilmesi gibi sınırlar getirdi. Aynı portföy yöneticisinin fonları için de toplu sınırlar kondu. Ayrıca fonda yüzde 5'i aşan büyük pozisyonların toplamına sınır getirildi.
Bu yeni kurallara uyması gereken fonların bazı büyük pozisyonlarını küçültmeleri gerekti. Böylece fonlar hisse satmaya başladı. Sığ hisseler sert düştü ve fonların da değeri düştü. Yatırımcılar fonlardan çıkmaya başlayınca fonların yatırımcıya para ödeyebilmek için daha fazla hisse satması gerekti. Sonuçta hisseler daha fazla düştü ve daha fazla yatırımcı çıkmak istedi.
Ortaya geleneksel anlamda bir likidite krizi çıktı.
Ekonomim gazetesinin TEFAS verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 28 Ağustos sonrasında yatırım fonlarından net çıkış 210 milyar TL'yi aştı.
Financial Times'ın haberine göre yalnızca 16 Eylül'deki panikte yatırımcıların fonlardan çekmeye çalıştığı para 1 milyar dolara kadar çıktı.
Krizin görünür hale geldiği yer Pusula Portföy oldu. Pusula'nın fonlarından 28 Ağustos sonrasında yaklaşık 132,7 milyar TL çıkış gerçekleşti.
Böylece Pusula, 15 Eylül'de bazı fonlarında "katılma payı iade ödemelerinde temerrüt" oluştuğunu açıkladı. Yani yatırımcı "Fonumu sat, paramı ver," diyordu ama fon gereken nakdi zamanında sağlayamıyordu.
Ardından Tera da iki fonunda temerrüt açıkladı. Reuters'a göre Tera Portföy tek başına yaklaşık 13,7 milyar dolarlık varlık yönetiyordu.
Pusula ve Tera'daki ödeme sorunları Borsa İstanbul'daki paniği büyüttü. BIST 100 16 Eylül'de yüzde 5'in üzerinde geriledi.
Borsada likidite krizi sürerken, SPK üç hissenin işlemlerini inceledi: Katılımevim (KTLEV), Gündoğdu Gıda (GUNDG) ve Destek Finans Faktoring (DSTKF).
Kurul, bu hisselerdeki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu ve iki yıllık işlem yasağı getirdi. Suç duyuruları Sermaye Piyasası Kanunu'nun piyasa dolandırıcılığı hükümleri kapsamında yapıldı.
Katılımevim ve Destek Finans'ın hisseleri, son düşüşlere rağmen yıl başından bu yana yüzde 300'den fazla yükselmiş durumdaydı. Gündoğdu Gıda da yüzde 140'tan fazla yukarıdaydı.
Pusula fonları çok büyük Katılımevim pozisyonu taşıyordu, ayrıca Katılımevim ile Pusula aynı şirketler grubunun parçalarıydı. Aralık 2025'te yapılan alımlar sonrasında Pusula fonlarının elindeki KTLEV hisseleri Katılımevim sermayesinin yüzde 25,59'una ulaşmıştı.
Gündoğdu'da ise Pusula fonlarının olağanüstü büyük hisse pozisyonu dikkat çekiyordu. 18 Ağustos 2026 tarihli KAP açıklamasına göre Pusula Portföy'ün yönettiği fonların elindeki Gündoğdu hisseleri, şirket sermayesinin yüzde 38,67'sine ulaşmıştı. Yani kabaca Gündoğdu şirketinin her 10 hissesinin yaklaşık 4'ü Pusula'nın yönettiği fonların portföyündeydi.
Tera Portföy'ün ise yedi ayrı fonu Destek Finans hissesi taşıyordu. 1 Eylül itibarıyla bu fonların toplam DSTKF pozisyonu şirket sermayesinin yüzde 10,20'sine ulaşmıştı. Fiili dolaşımda ise Tera fonları, borsada fiilen dolaşan Destek Finans hisselerinin yüzde 39,41'ini toplamıştı.
İşte manipülasyon şüphesi bu tablodan doğdu.
Özetle, sistemin merkezindeki şüphe şu: Bazı fonlar, kendileriyle bağlantılı veya aynı iş çevresindeki şirketlerin borsadaki sınırlı sayıdaki hissesini çok büyük miktarda topladı. Bu alımlar hisse fiyatlarını yükseltti. Hisse yükselince fonun portföy değeri yükseldi. Fon çok yüksek getiri göstermeye başladı. Yüksek getiriyi gören yeni yatırımcıların parası fona geldi. Bu yeni para da aynı veya benzer hisselerin alınmasına imkân verdi.
Dolayısıyla kendi kendini besleyen bir mekanizma ortaya çıktı. Financial Times, bunu bazı fonların ilişkili şirketlerde büyük paylar biriktirerek değerlemeleri yapay biçimde yükselttiği yönündeki piyasa iddiaları bağlamında ele alıyo.
Fakat bu sistem yalnızca para içeri girdiği sürece rahat çalışıyor. Para çıkmaya başladığında aynı mekanizma tersine dönüyor.
Reuters'ın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı rakama göre tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü yaklaşık 891 milyar TL ve burada 353 bin yatırımcı bulunuyor.
CNBC-e ise yaklaşık 826 milyar TL ve 514 binden fazla yatırımcıdan söz ediyor.
Bu yatırımcıların ilerleyen günlerde oluşturulacak mevzuat çerçevesinde paylarını alacağı belirtiliyor.
Şirketlerin isimleri ve tasfiye edilen fon sayısı şöyle sıralanıyor:
