CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaTürkiye-AB ilişkileri: Son gelişmeler ne
🌍 Dünya

Türkiye-AB ilişkileri: Son gelişmeler neye işaret?

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Türkiye-AB ilişkileri: Son gelişmeler neye işaret?
Türkiye-AB ilişkileri yeniden mercek altında. Son dönemdeki gelişmelerin neye işaret ettiği tartışılmaya devam edilirken Ankara Avrupa ülkeleri ile ilişkilerini ikili bazda geliştiriyor.

Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde ardı ardına yaşanan gelişmelerin neye işaret ettiği tartışılmaya devam ediliyor.AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 19 Nisan'da Hamburg'daki bir toplantıda Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı cümlede anması krize yol açmıştı.Von Der Leyen, AB genişlemesine verdiği desteği anlatırken, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki; Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin" açıklamasını yapmıştı. Ancak tepkilerin ardından AB Komisyonu Sözcülüğü Leyen'in açıklamasını düzelterek, "Türkiye bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız bir ortaktır" demişti.Kıbrıs'ta geçen hafta düzenlenen gayri resmi liderler zirvesinin Türkiye olmadan düzenlenmesi de von der Leyen'in açıklamalarının ardından geldi.Peki Avrupa'dan gelen bu "karışık sinyaller" neye işaret ediyor?Von der Leyen’in açıklamasının etkileri sürerken diğer bazı gelişmeler de Türkiye-AB ilişkilerinin yönünü tartışmaya açmış durumda.DW Türkçe'ye konuşan Brüksel bazlı AB analisti ve Kıdemli Danışman, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Genişleme Aday Üyesi Ayşe Yürekli, son bir haftada olumsuz bazı gelişmelerin birbirini takip ettiğini söyleyerek, şuna işaret ediyor:"Bu tabi ki Türkiye tarafında bence en çok da AB'yi isteyen, destekleyen, bu yolculuğa baş koyan veya umut besleyen kesimleri umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sürükledi."Yürekli, Türkiye'de AB tartışmasının genellikle "bizi alacaklar mı almayacaklar mı" ekseninde döndüğünü vurgulayarak, "Ancak bu yaklaşım, bizi oldukça dar bir yorum zeminine hapsediyor; Avrupa'da ve AB içinde yaşanan dönüşümleri ve karşı karşıya oldukları ciddi sınamaları yeterince görmemizi engelliyor" diyor.Yürekli'ye göre AB şu anda Türkiye ile ilişkisini de etkileyen üçlü bir baskı altında ve bunlar şöyle sıralanıyor:"Bunlardan ilki ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde iyice belirginleşen ve ABD'nin Avrupa güvenliğine angajmanının zayıflayabileceğine dair verilen sinyaller. İkincisi, Çin'in devlet destekli üretim modeli karşısında Avrupa'nın üstünde oluşan ciddi rekabet baskısı. Üçüncüsü ise Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın yarattığı güvenlik tehdidi algısı ve bunun sonucunda hızla yükselen savunma maliyetleri.""Tüm bu baskılara rağmen Türkiye ile iş birliği hem bir ihtiyaç hem de güçlü rasyonel temellere dayanıyor" diyen Yürekli, siyasi engellerin daha derin ve stratejik bir ortaklığın önünü kestiğini şöyle ifade ediyor:"Temel sorun siyasi. Türkiye ile daha yakın bir ilişkinin gerekliliği, aslında AB tarafındaki birçok aktör tarafından açıkça kabul ediliyor. Ancak siyasi başlıklarda ve Avrupa değerleri konusundaki mesafe aşılamadığı, karşılıklı güvensizlik de giderek kemikleştiği için iş birliği derinleşemiyor."AB Genişleme Komiseri Marta Kos'un 6 Şubat 2026'da Ankara'ya yaptığı ziyarette pek çok konu başlığı ele alınırken, Avrupa Yatırım Bankası'nın 2019'da askıya aldığı faaliyetlerinin kademeli olarak yeniden başlayacağı açıklanmış ve ilişkilerde yeni bir umut dalgası oluşmuştu.Yürekli, Kos'un ziyaretini, Türkiye ile daha önce oluşturulmaya çalışılan "pozitif gündem"in de ötesine geçmeyi hedefleyen "kademeli yeniden angajman" stratejisinin somut bir yansıması olarak değerlendiriyor.Bu arada Türkiye'nin "Made in Europe" oluşumuna dahil edilmesi de Türkiye-AB ilişkileri açısından olumlu bir gelişme olarak görülüyor.Ancak Yürekli, bu sürecin henüz nihai bir çerçeveye kavuşmadığının altını çiziyor. Sürecin güçlü bir siyasi boyutu olduğuna dikkat çekerek, mevcut kazanımın korunabilmesi için hem Ankara'nın hem de Türk iş dünyası örgütlerinin savunuculuğunu kararlılıkla sürdürmesi gerektiğini ifade ediyor.Nihai sonuçta hem Avrupa Parlamentosu hem de Avrupa Birliği Konseyi belirleyici olacak.Öte yandan son günlerdeki bir başka tartışma konusu AB Dönem Başkanı Kıbrıs'ta geçen hafta düzenlenen gayri resmi liderler zirvesi marjında Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin liderleriyle de yapılan ayrı toplantı oldu.Bu toplantıya Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan liderleri ve Körfez Ülkeleri Teşkilatı temsilcileri katılırken, Türkiye’nin bulunmaması nedeniyle AB eleştiri odağı oldu.Ankara'daki diplomatik kaynaklar DW Türkçe'nin sorusu üzerine Türkiye'ye davet gelmediğini belirttiler.Yürekli, Ortadoğu ile ilgili toplantı resminde Türkiye'nin bulunmamasının çok talihsiz olduğunu söyleyerek, AB Dönem Başkanı sıfatıyla Kıbrıs'ın tutumunu şöyle değerlendiriyor:"Şu anda İran'ın attığı bazı füzelerin Güney Kıbrıs'ı vurmasının ardından oluşan jeopolitik atmosferi, bu fırsat penceresini kendi lehine maksimum düzeyde değerlendirmek ve bunu Türkiye'nin aleyhine çevirmek için kullanmaya çalışıyor. Lefkoşa'yı 'Avrupa'nın son bölünmüş başkenti' söylemi üzerinden öne çıkararak, kendi pozisyonunu güçlendiren bir propaganda dili kuruyor."Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı temmuz başı itibarıyla sona eriyor. Ancak iki dönem sonra Yunanistan, 2027 yılının ikinci yarısında AB Dönem Başkanlığını üstlenecek.Avrupa Birliği'nden gelen son sinyaller Ankara'daki yetkililere göre kıtanın "kafa karışıklığı içinde" olduğunu gösteriyor.İktidar kulislerinde Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Trans Atlantik ilişkilerinin gerilmesi ve Ortadoğu'da yaşanan önemli değişimlerin Türkiye ile Avrupa'yı yeniden yakınlaşma sürecine soktuğu tespiti yapılırken, Birlik içindeki farklı kutuplar "bu süreci baltalamaya çalışıyor."Von der Leyen'in açıklamasına AB içinden de tepkiler ve eleştiriler gelmesi de AB'de Türkiye ile ilgili tek bir görüş olmadığını gösteriyor.Yürekli de bu değerlendirmeye katılarak şunları ekliyor:"AB çok sesli ve çok katmanlı bir yapı. Türkiye'de çoğu zaman tek ve monolitik bir aktörmüş gibi algılanıyor, ancak gerçekte böyle değil. AB kurumları arasında da zaman zaman farklılaşan yaklaşımlar olabiliyor. Örneğin Avrupa Komisyonu'nun tutumu ile Avrupa Parlamentosu'nun olaylara bakışı birbirini tamamlayıcı nitelikte olsa da aynı değil. Bu farklılıklar, Türkiye gibi hassas dosyalarda zaman zaman daha da görünür hale gelebiliyor."Yürekli, sadece Birlik kurumlarının değil üye ülkelerin tutumlarının da farklılık gösterdiğine dikkat çekerek, 27 ülkeden bazılarının Türkiye ile ilgili görüşlerinin çok daha keskin, köşeli, bazılarınınkinin ise daha yumuşak ve diyaloğa açık olabildiğini hatırlatıyor.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren sözlerini tutarsız ve jeopolitik açıdan hatalı bulduğunu belirtti. AB Konseyi'nin eski Başkanı Charles Michel da Von der Leyen'in Türkiye açıklamalarını eleştirerek, Avrupa'nın çifte standartlarla güçlenemeyeceğini söyledi.Kıbrıs'ta AB liderleri toplanırken, aynı esnada Ankara'dan kritik bir adım geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İngiltere ziyareti sırasında Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesine imza atıldı.İki ülke bu belgelerle savunma sanayisindeki iş birliğinin hızlanması, terörle ortak mücadelenin derinleştirilmesi gibi alanlarda mevcut ortaklığı daha da geliştirme kararı aldılar.Peki İngiltere ile pekiştirilen bu ortaklığı AB ile ilişkiler perspektifinden nasıl yorumlamak gerekir? Yürekli bu soruya şu yanıtı veriyor:"Türkiye'nin AB'ye üye olmaması ya da farklı nedenlerle kuramadığı iş birlikleri var. Buna karşılık AB'nin kendi iç yapısından kaynaklanan bazı sınırlamalar ve savunma alanındaki sıkışmışlıklar da var. Türkiye ise bu tabloda, farklı kanalları geliştirerek Avrupa güvenlik mimarisinin dışında kalmamaya çalışıyor. Birleşik Krallık ise artık AB üyesi olmamasına rağmen Avrupa güvenlik mimarisi içinde kritik bir aktör olmaya devam ediyor."Yürekli İngiltere ile benzer şekilde İtalya ve İspanya ile kurulan iyi savunma ilişkilerini örnek gösteriyor ve önümüzdeki günlerde Belçika'dan önemli bir heyetin de Ankara'ya geleceğine dikkat çekiyor.Belçika Kraliçesi Mathilde liderliğinde geniş kapsamlı bir heyetin 10-14 Mayıs günlerinde Türkiye'yi ziyaret etmesi planlanıyor. İçinde Belçika Savunma Bakanı Theo Francken'in de olacağı 450 kişilik bir heyetle yapılacak ziyaret Belçika'dan kraliyet düzeyinde 14 yıl aradan sonra yapılan ilk temas olma özelliğini taşıyor.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler