Türkiye'de X hesaplarına yönelik erişim engelleri Eylül ayında daha önce görülmeyen bir boyuta ulaştı. İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) EngelliWeb projesinin verilerine göre yalnız Eylül ayında en az 1. 270 X hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. İFÖD 2025'in tamamında ise 995 X hesabının erişime engellendiğini tespit etmişti.
İFÖD kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, "Eylül ayında zaten 'bir tsunamiye dönüştü' diyoruz. Kararlar ara ara dalga dalga geliyordu ama bu kez bir başladı, durmuyor yani ve devam ediyor" dedi.
Engellemeler Ekim ayının ilk gününde de sürdü. 1 Ekim'de İFÖD'ün Türkiye'deki internet erişim engellerini izleyen ve belgeleyen EngelliWeb projesinin X hesabı hakkında da erişim engeli kararı verildi. Hesap daha sonra X tarafından Türkiye'den görünmez kılındı. Aynı gün gazeteciler Hikmet Adal, Furkan Karabay ve Tuğçe Yılmaz'ın X hesapları hakkında da erişim engeli kararı verildi.
1 Ekim'deki bu kararlar Eylül ayına ilişkin en az 1. 270 hesabın içinde yer almıyor.
Peki bir ayda binden fazla hesap neden erişime engellendi ve X bu kararların büyük bölümünü hangi ölçütlerle uyguladı?
Eylül ayında LGBTİ+ örgütleri ve aktivistlerden gazetecilere, akademisyenlerden ekonomistlere, kadın örgütlerinden bireysel kullanıcılara kadar çok farklı hesaplar erişim engellerinin kapsamına girdi. 12 Eylül'den itibaren Kaos GL, SPoD, Pembe Hayat, ÜniKuir, 17 Mayıs ve Lambdaistanbul dahil çok sayıda LGBTİ+ örgütünün hesabı hakkında kararlar verildi. 13 Eylül'de aralarında üniversitelerin LGBTİ+ ve toplumsal cinsiyet topluluklarının bulunduğu 32 adet X hesabı daha erişime engellendi.
Takip eden günlerde Evrensel, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış İçin Akademisyenler, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği, Ali İsmail Korkmaz Vakfı, UMUT-SEN ve bazı gazetecilerin aralarında bulunduğu hesaplara engel getirildi. Ayın ikinci yarısında ise sermaye piyasaları hakkındaki paylaşımlar da erişim engellerinin önemli odaklarından biri haline geldi. Yürütülen soruşturmalar kapsamında da çok sayıda X hesabı "yatırımcıda korku ve paniğe neden olabilecek nitelikte spekülasyon amaçlı paylaşımlar" yapıldığı iddiasıyla erişime engellendi.
İFÖD'ün 22 Eylül'de yayımladığı incelemede yalnız önceki bir haftada bu kapsamda 194 hesap tespit edildi. Hesapların toplam takipçi sayısı ise yaklaşık 12 milyondu. Ekonomist Uğur Gürses, akademisyenler Prof. Dr. Veysel Ulusoy ve Prof. Dr. Bilge Yılmaz da bu hesaplar arasında. Kararlar sonraki günlerde de sürdü. 28 Eylül'de en az 150 hesap hakkında erişim engeli kararı verildi. 30 Eylül'de ise fon krizi hakkında paylaşım yapan en az 147 hesap daha erişime engellendi.
Yaman Akdeniz, Narin Güran cinayeti soruşturmasıhakkında paylaşım yapan kullanıcıların, yetişkin içerik üreticilerinin, Furkan Hareketi ve Halis Bayancuk çevresiyle ilgili hesapların da farklı soruşturmalar kapsamında erişim engellerinin hedefi olduğunu belirtiyor. Ancak bu hesapların neden tam bu dönemde seçildiğine ilişkin belirgin bir sistematik tespit edemediklerini söylüyor.
Birbirinden farklı konulardaki kararların önemli bölümünün ortak noktası 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi. Madde, yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması gerekçeleriyle internet içeriklerinin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine imkan tanıyor.
Eylül ayındaki çok sayıda erişim engeli kararında 8/A kapsamında milli güvenlik veya kamu düzeninin korunması gibi gerekçeler gösterildi. Akdeniz, 8/A'nın istisnai durumlarda uygulanması öngörülen bir düzenleme olarak getirildiğini ancak kullanım alanının giderek genişlediğini belirtiyor. Anayasa Mahkemesi de 8/A'yı gecikmesinde sakınca bulunan ve ivedilikle müdahale gerektiren durumlarda işletilmesi gereken istisnai bir yol olarak tanımlıyor.
Gazetecilerin, akademisyenlerin ve kendi hesabının milli güvenlik veya kamu düzeniyle nasıl ilişkilendirildiğini sorgulayan Akdeniz, "Nasıl bir paylaşım yapabilirsin ki ülkenin kamu düzeni bozulsun, milli güvenliği sarsılsın. Yani kamu düzeninin bozulması demek isyan çıktı demek. Milli güvenliği sarsmam oturduğum yerden klavyemle mümkün değil" diyor.
Akdeniz, belirli bir paylaşımın kamu düzeni veya milli güvenlik açısından sorun oluşturduğu ileri sürülüyorsa o içeriğin ayrıca tartışılabileceğini, ancak hesabın tamamının engellenmesinin farklı bir müdahale olduğunu ifade ediyor. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da 2023 tarihli bir kararında 8/A kapsamındaki erişim engellerinde "yerleşik bir yanlış uygulama" bulunduğunu ve düzenlemenin keyfi müdahaleleri önleyecek temel güvencelere sahip olmadığını tespit etti.
Akdeniz'e göre geçen ay değişen yalnız engellemelerin sayısı değil, uygulamanın biçimi de. Eylül öncesinde sosyal medya hesaplarındaki tekil paylaşımların veya haber sitelerindeki belirli haber adreslerinin erişim engeli kararlarına daha sık konu olduğunu belirten Akdeniz, son dönemde hesabın veya internet sitesinin tamamını kapsayan kararların öne çıktığını söylüyor.
İFÖD'ün geçmişte tekil içeriklere ilişkin kararlara itiraz ettiğini ve başvuruları Anayasa Mahkemesi'ne taşıdığını aktaran Akdeniz, mevcut karar mekanizmalarında "keyfi ve ölçüsüz bir yaklaşım" bulunduğunu savunuyor. Akdeniz, temmuz sonunda 5651 sayılı Kanun kapsamında BTK'ya verilen bazı görev ve yetkilerin Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmesini de uygulamadaki değişim açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.
Kararların arka planındaki mekanizmanın ise şeffaf olmadığını belirtiyor. Akdeniz, bir tarafta Adalet Bakanlığı, bir tarafta Siber Güvenlik Başkanlığı ve kararları veren sulh ceza hakimliklerinin bulunduğuna işaret ediyor ancak taleplerin hangi aşamada ve nasıl oluşturulduğunun her dosyada anlaşılamadığını söylüyor.
Bir hesap hakkında erişim engeli kararı verilmesi, hesabın otomatik olarak X’te Türkiye’den görünmez hale gelmesi anlamına gelmiyor. Kararın platform tarafından da uygulanması gerekiyor. X ise kararların tamamını uygulamadı. İFÖD'ün tespitlerine göre Eylül ayında erişime engellenen en az 1. 270 hesabın 1. 139'u X tarafından Türkiye'den görünmez kılındı. Bu oran yaklaşık yüzde 90.
Akdeniz, görüşmenin yapıldığı sırada Evrensel, T24, Şirin Payzın, İrfan Değirmenci, Hilmi Hacaloğlu ve ekonomist Uğur Gürses'in hesaplarının X tarafından Türkiye'den görünmez kılınmadığını aktarıyor. Akdeniz, X'in hangi hesapları görünmez kıldığı ve hangileri hakkındaki kararları uygulamadığı konusunda belirgin bir strateji tespit edemediklerini söylüyor.
X'in resmi politikasına göre şirket, yetkili bir makamdan geçerli ve uygun kapsamlı bir hukuki talep aldığında belirli içerik veya hesapların yalnız ilgili ülkedeki erişimini engelleyebiliyor. Hesap bu durumda küresel olarak kapatılmıyor. Akdeniz, özellikle 19 Mart 2025 sonrasındaki süreçte platformların Türkiye’deki makamların taleplerine daha uyumlu yaklaşmaya başladığını savunuyor.
Akdeniz, X'in geçmişte kullanıcılara erişim engeli kararının bilgisini, hatta bazı durumlarda kararın PDF'sini gönderdiğini, son dönemde ise karar bilgisine ulaşmanın zorlaştığını söylüyor. Kendi hesabı erişime engellendikten sonra X'e dört kez yazdığını belirten Akdeniz, ancak bunun ardından karar bilgisini alabildiğini, kararın kendisinin ise gönderilmediğini aktarıyor.
Hesapları Eylül boyunca engellenen çok sayıda kişinin de kendisine karar bilgisine ulaşamadıklarını söylediğini belirten Akdeniz, X'in uygulamasını "şeffaflıktan uzak" olarak nitelendiriyor. Hakimliklerin kullanıcılara tebligat yapmadığını, Siber Güvenlik Başkanlığının da karar bilgisini kullanıcılarla paylaşmadığını belirten Akdeniz, bunun itiraz hakkını doğrudan etkilediğini ifade ediyor.
"Sadece şeffaflığı değil, dolayısıyla hak arama özgürlüğümüzü kısıtlayan bir durum söz konusu" diyen Akdeniz, "Ben Türkiye'deki 700'den fazla sulh ceza hakimliğinden hangisi tarafından erişim engellendiğini nereden bileceğim" diye soruyor.
Akdeniz, kendi hesabında da hangi paylaşımın erişim engeline gerekçe oluşturduğunu bilmediğini aktarıyor. Hesabında yıllar içinde binlerce paylaşım bulunduğunu hatırlatan Akdeniz, erişim engelinin mutlaka son günlerde yapılan bir paylaşımdan kaynaklanmadığına dikkat çekiyor.
Öte yandan DW Türkçe, X’e 1 Eylül’den bu yana Türkiye’deki makamların talepleri veya mahkeme kararları doğrultusunda kaç hesabı Türkiye’den görünmez hale getirdiğini, tüm hesabı kapsayan hukuki talepleri nasıl değerlendirdiğini ve Eylül'de herhangi bir erişim engeli kararına itiraz edip etmediğini veya uygulamayı reddedip reddetmediğini sordu. Ancak X, DW Türkçe'nin sorularını yanıtlamadı.
Eylül ayının son kararlarından biri haber portalı T24’e yönelik oldu. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, 25 Eylül’de reddettiği erişim engeli talebini savcılığın itirazının ardından 29 Eylül’de kabul ederek T24’ün internet sitesi ve X hesabının tamamına erişim engeli getirdi.
T24'e erişim engeli getirilmesine atıfla karar mekanizmalarında “keyfi ve ölçüsüz bir yaklaşım” bulunduğunu savunan Akdeniz, içeriklerle kararda gösterilen gerekçeler arasında ikna edici bir bağlantı kurulmadığını belirtiyor.
T24 örneğinin tekil içerikten tüm hesaba ve siteye yönelik müdahaleye geçişi gösterdiğini söyleyen Akdeniz, bunun geçmişte sıklıkla başvurulan bir yaptırım olmadığını ifade ediyor. Akdeniz ayrıca karar uygulanmadan önce Adalet Bakanlığının kararı kamuoyuna duyurmasına dikkat çekerek daha önce böyle bir uygulamayla karşılaşmadığını belirtiyor.
Akdeniz, yargı yolunun uzun sürmesinin erişim engeline karşı etkili başvuru sorununu da büyüttüğünü söylüyor ve "Anayasa Mahkemesinin 3 sene 5 sene sonra ihlal kararı vermesi bir işe yaramıyor ki. Ne yapacağız biz şimdi? Üç sene 5 sene engelli mi kalacağız" diye soruyor.
