Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen istişare toplantısında, "Orta vadede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürme kararlılığımızdan taviz vermiyoruz. Sadece enflasyonu düşürmekle kalmayacak, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm gibi alanlarda da yapısal reformları hızla hayata geçireceğiz. Enflasyona yoğunlaşmış durumdayız" dedi.
Dünyada krizlerin artık olağan hale geldiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin en önemli avantajının siyasi ve ekonomik istikrarını koruması olduğunu söyledi. Küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, savaşların ve ekonomik rekabetin yoğunlaştığı bir dönemin yaşandığını belirterek, Rusya-Ukrayna savaşının altıncı yılına yaklaştığını, Gazze’deki çatışmaların sürdüğünü ve İsrail-İran-ABD hattındaki gerilimlerin küresel ekonomiyi etkilediğine değindi. Yılmaz, enerji maliyetlerinden ulaşıma, sigortacılıktan finansa kadar birçok alanda maliyet baskılarının arttığını ifade etti.
Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin verileri paylaşan Yılmaz, mevcut küresel ortama, jeopolitik gerilimlere ve pazarlardaki daralmaya rağmen ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 280 milyar doları aştığına dikkat çekti.
Türkiye'nin 125 milyar dolar hizmet ihracatı gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti: "Küresel konjonktüre rağmen topladığınızda 405 milyar dolara ulaşan bir mal ve hizmet ihracatımız var bugün. İhracatımız içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı 2024'te yüzde 40'tı, 2026'da yüzde 44'e çıktı. Hem ihracatımızı artırıyoruz hem de ihracatın niteliğini artırıyoruz. Miktar bazında bakarsanız ihracatımız çok fazla artmıyor aslında. Hatta bir miktar, miktar bazında gerileme var ama kilogram başına kazancımız artıyor. İhracatımızın değeri artıyor.
Bu zorlu şartlara rağmen doğru istikamette devam ettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim." Son dönemde sermaye piyasalarında yaşanan sıkıntının yapısal olmadığını vurgulayan Yılmaz, sorunun belirli ve sınırlı bir alanda yaşandığını, idari ve adli süreçlerle gerekli müdahalelerin sürdüğünü kaydetti. Terörsüz Türkiye hedefinin ekonomik kalkınma açısından da önemli olduğunu belirten Yılmaz, terörün doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin yaklaşık 2,3 trilyon dolar olarak hesaplandığını ifade etti.
Dar gelirli vatandaşların harcamalarında konut, gıda ve kent içi ulaşımın öne çıktığını belirten Yılmaz, bu üç alanda sağlanacak iyileşmenin hem enflasyonla mücadeleye hem de yaşam standartlarına katkı sağlayacağını söyledi. Temel mallarda yıllık enflasyonun yüzde 15,9 seviyesine kadar gerilediğini ifade eden Yılmaz, kira ve ulaştırma kalemlerindeki yaklaşık yüzde 40 seviyesindeki artışların genel enflasyonu yukarı taşıyan temel unsur olduğunu belirtti.
Merkez Bankası'nın yaptığı hesaba göre savaşın enflasyona etkisinin 7 puan civarında ilave etkisi olduğunu da kaydeden Cevdet Yılmaz, “O olmasaydı bugün işte 23, 24, 25 gibi rakamlardan bahsedecektik ve yıl sonunda da aslında bu yüzde 21-22 gibi rakamlar olacaktı" dedi. Yılmaz, Merkez Bankası'nın fiyat istikrarına yönelik adımları ve hükümetin mali disipline yönelik tedbirlerinin sonuç vermeye başladığını ve enflasyonda düşüş eğilimine girdiğini vurguladı ve yıl sonunda çok daha iyi bir noktaya gelineceğini aktardı.
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, ekonomide öngörülebilirlik ve istikrarın iş dünyasının geleceğe güvenle bakması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, Orta Vadeli Program’ın enflasyonla mücadele ederken üretim ve istihdamı koruma hedefini kıymetli bulduklarını söyledi.
Artan maliyetler ve finansman yükünün başta KOBİ’ler olmak üzere firmalar üzerinde önemli baskı oluşturduğunu ifade eden Burkay, “Bir üretim hattını kapatmak kolay; onu yeniden kurmak, kaybedilen müşteriyi geri kazanmak yıllar alıyor” dedi. Burkay, Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim ve ihracat üssü TEKNOSAB’da Bursa’nın üretim geleceğini şekillendirecek büyük bir ekosistem inşa ettiklerini söyledi. Kentte şehir içinde sıkışmış 8 binden fazla imalatçı KOBİ’yi aynı üretim ekosistemi içinde bir araya getirerek iş birliklerini ve verimliliği artırmayı hedeflediklerini kaydetti.
