Yorgos Lanthimos’un 182 fotoğraftan oluşan sergisi Atina’da açıldı
Onassis Kültür Merkezi’nde, Yorgos Lanthimos’un pek bilinmeyen bir sanatsal yönünü keşfetme fırsatı doğuyor. Sinemanın uluslararası üne sahip ödüllü yönetmeni, 182 fotoğraftan oluşan kapsamlı bir sergi aracılığıyla durağan imgeye duyduğu güçlü ilgiyi gözler önüne seriyor.Sanatçının bu mecraya ilgisi son beş yılda belirgin biçimde derinleşti. Lanthimos, fotoğrafın kendisine sinemaya kıyasla daha geniş bir özgürlük alanı sunduğunu ve büyük stüdyo yapımlarının getirdiği ağır yükümlülüklerden uzaklaşmasını sağladığını ifade ediyor. Basın toplantısında şu sözlere dikkat çekti:“Fotoğrafçılığın en sevdiğim yönlerinden biri, teknik olarak aynı noktadan başlasalar da sinemadan ayrışması. Film okulunda sinemanın aslında saniyede 24 kareden oluştuğunu hemen öğrenirsiniz. Bu da sizi ister istemez fotoğrafçılığı öğrenmeye yönlendirir. Başlangıçta bu alana bu kadar ilgi duyacağımı bilmiyordum; daha çok teknik bir gereklilik olarak yaklaştım ve nihayetinde asıl ilgilendiğim alan olan sinemaya geçmeyi hedefledim.Ancak zamanla, zaten film yapım sürecinde sürekli başvurduğum fotoğrafla daha güçlü bir bağ kurmaya başladım. Çünkü bana filmler sırasında başka bir ifade alanı, bir tür çıkış noktası sundu.Pratik tarafını da çok seviyorum: fotoğraf makinelerini, karanlık odayı, filmi banyo etmeyi, baskı almayı… Bir şey üretmenin o dolaysız hissi çok etkileyici. Yürüyüşe çıkıp bir rulo film çekebilir, eve dönüp onu banyo edebilir, ardından birkaç kare basıp elinizde tutabilirsiniz. Bu süreç ya anında bir tatmin ya da yeterince iyi olmadığında bir hayal kırıklığı yaratır. Ama her iki durumda da, diğer üretim biçimleriyle kıyaslandığında çok daha yoğun ve anlık bir deneyim sunar.”Onassis Kültür Merkezi’ndeki sergi dört bölümden oluşuyor. İlk üç bölüm, Yorgos Lanthimos’un filmlerinde yer alan mekânlara ve insanlara odaklanıyor. Bu kısımlarda film setlerinde, kentsel alanlarda ve stüdyo ortamlarında çekilmiş fotoğraflar yer alıyor.Dünya prömiyeri niteliği taşıyan dördüncü bölüm ise Yunanistan’da çekilmiş kişisel siyah-beyaz karelerden oluşuyor. Lanthimos’un Atina’nın kenar mahallelerinde yaptığı yalnız yürüyüşler ve Yunan adalarına gerçekleştirdiği ziyaretler sırasında ürettiği bu fotoğraflar, gündelik ve sıradan olana odaklanıyor. Sanatçı bu seride, fotoğrafın soyutlama ve dönüştürme potansiyelini ön plana çıkarıyor:“Her zaman siyah-beyaz fotoğraf çekmeye yatkın olduğumu hatırlıyorum. Yunanistan’da her şeyin kusursuz ve ‘güzel’ görünmesi beklenen reklam projelerinde çalışırken bile tercihim çoğu zaman siyah-beyazdan yanaydı. Yaklaşık on yıl uzak kaldıktan sonra geri döndüğümde, bir anlamda Yunanistan’a da yabancılaşmıştım.Bu yüzden siyah-beyazı bilinçli bir seçim olarak kullandığımı düşünüyorum; bu, çirkinlikle ilgili değil, aksine bize tanıdık gelen o kartpostal estetiğiyle ilgiliydi. Özellikle adalarda, denizde ve benzeri mekânlarda fotoğraf çekmeye ilgi duyuyordum. Ancak o kartpostalın parlak renklerinin, bakmak istediğim şeyin önüne geçmesini istemedim.Amacım çirkinliği gizlemek değildi; tam tersine, bu görüntülerde dikkatimi çeken unsurların, renklerin yarattığı dikkat dağıtıcı etkiden arınmış şekilde öne çıkmasıydı.”Klasik bir Yunan tapınağını andıracak şekilde kurgulanan sergi, Yorgos Lanthimos’un 110 yeni eserinin yer aldığı, sunağı çağrıştıran merkezi bir alan etrafında şekilleniyor. Sanatçının filmleriyle bağlantılı üç ayrı fotoğraf dizisi ise dış çeperde konumlanarak izleyiciyi, tanıdık sinema evreninden yeni fotoğraf çalışmalarının yer aldığı iç çekirdeğe doğru yönlendiriyor.“Giorgos Lanthimos: Fotoğraflar” sergisinin küratörlüğünü Michael Mack üstlenirken, sergi Onassis Kültür Merkezitarafından hazırlanıp Loukas Bakas tarafından tasarlandı. Sergi kapsamında Lanthimos, yeni fotoğraf kitabı Viscin’i de ilk kez tanıtacak.Serginin editörü ve küratörü Michael Mack şöyle diyor:“Bence bu serginin en ilginç ve heyecan verici unsuru, sıra dışı bir film yapımcısına sahip olduğumuz fikri. Pek çok kişi, son beş-altı yıldır onun da kamera kullandığını bilmiyor. Filmlerinin yanı sıra kendi fotoğraflarını çekiyor ve daha da önemlisi kişisel eserler yaratıyor. Sinema ve fotoğraf arasında bir ilişki var; ancak gördüğünüz şey, onun fotoğrafın olanaklarını düşünme biçiminde bir devrim. Anavatanıyla ilişkili olarak kişisel eserler yaratmanın bu özel alanına girdiği yer burası.Dolayısıyla sergideki fotoğrafların temel unsurları, sinemayla, film yapımıyla ve filmlerinin setleriyle başlayan, ardından bu özel kişisel alana evrilen bir kariyerin, fotoğraf aracılığıyla düşünme biçiminin başlangıcını yansıtıyor. Kamerayı kullanma yöntemi, hareketli görüntü sürecinden çok farklı değil; esprili, bol mizah içeriyor ve aynı zamanda insanlık durumuna odaklanıyor. Varoluşun doğasını inceliyor ve analiz ediyor. Özellikle sinemayla doğrudan ilgisi olmayan fotoğraflarda bu çok net görülüyor. Film çekmediği zamanlarda, yalnız başına Yunanistan için kişisel eserler yaratırken bu durum çok daha belirgin.”Sergi küratörü Michael Mack, çalışmaları şöyle bağlamlandırıyor:“Çalışmalarının insan yapımı çevreyle ilgili belirli bir fotoğraf geleneğinden geldiği çok açık. Özellikle Amerika’da insanların peyzaj üzerindeki etkisini inceleyen çevre hareketinin 1960’lar ve 1970’lere kadar uzanan bir geçmişi var. Bu özel temayı araştıran ve bu çizgiyi takip eden birçok fotoğrafçı bulunuyor. Bu etkiyi çağdaş fotoğraf pratiğinde de görmek mümkün.George Lanthimos’la ilgili ilginç olan nokta, onun bu pratiği Yunanistan’a taşıması ve evine uyarlaması. Kendi mekânına bakıyor ve onu yalnızca içgörülü ya da biraz rahatsız edici bir perspektifle değil, aynı zamanda benimsediği özgün bakış açısıyla, ortaya koyduğu gerçeklik açısından benzersiz bir şekilde inceliyor ve bu çalışmasına tarihi boyutu da katıyor.”"Yorgos Lanthimos: Fotoğraflar" sergisi, Onassis Kültür Merkezi’nde, Onassis Vakfı bünyesinde, Atina’da 17 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyarete açık.
