CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaTürkiyeYürüme hızınız ömrünüzü ölçüyor
🇹🇷 Türkiye

Yürüme hızınız ömrünüzü ölçüyor

Sabah·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
Yürüme hızınız ömrünüzü ölçüyor
Bir gün doktorunuz size “Günde kaç adım attınız?” diye değil, “Ne kadar hızlı yürüyorsunuz?” diye sorarsa sakın şaşırmayın. Çünkü son yıllarda yaşlanma bilimi, geriatri ve koruyucu tıp alanında en çok...Devamı için tıklayınız

Bir gün doktorunuz size "Günde kaç adım attınız?" diye değil, "Ne kadar hızlı yürüyorsunuz?" diye sorarsa sakın şaşırmayın. Çünkü son yıllarda yaşlanma bilimi, geriatri ve koruyucu tıp alanında en çok dikkat çeken göstergelerden biri adım sayısından çok yürüme hızı oldu. İngilizcesiyle "gait speed" denilen bu ölçüm, kısaca yürüyüş hızınız demek. Yani yürürken saniyede kaç metre ilerlediğiniz. Yürüyüş hızı sadece bacaklarınızın ne kadar hızlı hareket ettiğini göstermez. Aynı anda kalbinizin pompa gücü, akciğerinizin oksijen taşıma kapasitesi, kaslarınızın kuvveti, eklemlerinizin durumu, dengeniz, sinir sisteminiz ve beyninizin hareket organizasyonu hakkında da güçlü ipuçları verir. Kısacası yürüyüş hızı küçük bir rakam gibi görünür ama arkasında koca bir sağlık hikâyesi saklıdır. Hazırsanız buyurun, adımlarımızın bize fısıldadığı o büyük sırlara birlikte bakalım...GAİT HIZI NE DEMEK? "Gait" kelimesi yürüyüş biçimi, yürüyüş paterni anlamına gelir. "Gait speed" ise bu yürüyüşün hızını, yani bir kişinin saniyede kaç metre yürüdüğünü anlatır. Buradaki kritik nokta şu: Ölçü dakikada 1 metre değil, saniyede yaklaşık 1 metre civarındadır. Yani 10 metreyi yaklaşık 10 saniyede yürümek.RAKAMLAR NE ANLATIYOR? Genel olarak sağlıklı erişkinlerde gait hızı çoğu zaman 1.0 ile 1.4 metre/saniye arasında değişir. Peki yaklaşık referans değerler nedir? 1.2 metre/saniye ve üzeri: Oldukça iyi bir tempo. Kas gücü, denge ve genel kondisyon açısından sevindirici kabul edilir. 1.0 metre/saniye civarı: Normal, sağlıklı yürüyüş temposu. Birçok çalışmada iyi işlevsel durumun işareti sayılır. 0.8 metre/saniyenin altı: Bir yavaşlama işareti olabilir. Kas kaybı, denge bozukluğu, kondisyon azalması ya da yaşlanmaya bağlı işlevsel gerileme açısından dikkat çekebilir. 0.6 metre/saniye ve altı: Daha ciddi kırılganlık, düşme riski ve genel sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Başka bir ifadeyle 10 metreyi: Yaklaşık 8 saniyede yürüyorsanız oldukça iyisiniz. Yaklaşık 10 saniyede yürüyorsanız normal ve iyi bir tempodasınız. Yaklaşık 12-13 saniyede yürüyorsanız biraz yavaşlama başlamış olabilir. Yaklaşık 15-16 saniyede yürüyorsanız iş biraz daha ciddiye alınmalıdır.NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? Çünkü hızlı ve dengeli yürüyebilmek için vücudun birçok sisteminin aynı anda düzgün çalışması gerekir. Kalp yeterince kan pompalayacak. Akciğer yeterince oksijen sağlayacak. Kaslar güçlü olacak. Eklemler itiraz etmeyecek. Beyin hareketi organize edecek. Sinir sistemi komutları zamanında iletecek. Denge sistemi sizi sağa sola savurmayacak.YAVAŞLAMAYA DİKKAT! Burada önemli olan yalnızca bugünkü hızınız değildir. Daha da önemlisi, geçen yıla göre yavaşlayıp yavaşlamadığınız olabilir. Sonuçta kişi bunu önce cümlelerle değil, adımlarıyla anlatır. Vücut bazen konuşmaz; önce yavaşlar. Bu yüzden gait hızındaki düşüş sadece "Yaşlanıyorum galiba" diye geçiştirilecek bir ayrıntı değildir. Kimi zaman kas kaybının, kimi zaman kırılganlığın, kimi zaman nörolojik veya kardiyometabolik sorunların erken habercisi olabilir.EVDE NASIL ÖLÇÜLÜR? İşin en güzel tarafı, bu testin pahalı bir cihaza ihtiyaç duymamasıdır. Evinizde, bahçede, koridorda ya da düz bir kaldırımda bile kabaca ölçebilirsiniz. 10 metrelik düz bir mesafe belirleyin. Normal günlük temponuzla yürüyün. Süreyi kronometreyle ölçün. Sonra hesabı yapın: 10 metreyi 10 saniyede yürüdüyseniz hızınız yaklaşık 1.0 metre/saniye. 10 metreyi 8 saniyede yürüdüyseniz hızınız yaklaşık 1.25 metre/saniye. 10 metreyi 12.5 saniyede yürüdüyseniz hızınız yaklaşık 0.8 metre/saniye. 10 metreyi 16-17 saniyede yürüdüyseniz hızınız yaklaşık 0.6 metre/ saniye civarıdır. Burada önemli bir ayrıntı daha var: Testi kendinizi zorlayarak değil, normal temponuzla yapmak gerekir.NE ZAMAN DİKKAT KESİLMEK GEREKİR? Eğer hayatınızda şu sinyalleri fark ediyorsanız: Eskisine göre belirgin yavaşladıysanız... Yürürken daha fazla durup soluklanıyorsanız... Adımlarınız kısaldıysa... Dengeniz bozuluyorsa... Yürürken korku başladıysa... Merdivenler gözünüzde büyüyorsa... Yürüme hızınızla birlikte kas gücünüz de azaldıysa... Bunlar "Biraz yaş aldım, normaldir" diye geçiştirilecek küçük ayrıntılar olmayabilir. Özellikle ileri yaşta yürüyüş hızındaki düşüş; kas kaybı, düşme riski, kırılganlık, beslenme sorunları, nörolojik problemler, kalp-damar yetersizliği ya da genel kondisyon kaybı açısından önemlidir.YAVAŞLAMAK KADER DEĞİLDİR Bazı sağlık göstergeleri için uzun raporlar, pahalı cihazlar, karmaşık analizler gerekir. Ama yürüyüş hızı öyle değildir. Temponuz çoğu zaman sağlık durumunuzun dürüst tercümanıdır. Onun için şu cümleyi akılda tutmakta fayda var: Yavaşlamak kader değildir; bazen erken bir uyarıdır.İDEAL KAHVALTI İÇİN 10 KURAL Günün en çok tartışılan, üzerine en çok efsane üretilen öğünü hiç şüphesiz kahvaltıdır. Kimi "Günün en önemli öğünüdür, krallar gibi yapılmalı" der, kimi aralıklı oruçla hayatından tamamen çıkarır. Ancak mesele kahvaltı yapıp yapmamaktan ziyade, o masaya oturduğunuzda tabağınıza neleri koyduğunuzdur. Güne sağlıklı ve zinde başlamanızı sağlayacak "İdeal Kahvaltı"nın 10 altın kuralına birlikte göz atalım... 1- Aç karnına şekerle başlamayın: Bütün gece dinlenmiş ve aç kalmış bir mideye sabah reçel, bal veya şerbetli poğaçalar göndermek, bedende adeta bir "insülin patlaması" yaratır. Sonuç mu? Öğlene varmadan elinizin ayağınızın titremesi ve bitmek bilmeyen tatlı krizleridir. 2- Proteine ağırlık verin: Yumurta, kaliteli bir peynir veya yoğurt... Tabağınızda yeterli protein varsa, midenizin boşalma süresi uzar. Protein sizi saatlerce tok tutar, gün içindeki yorgunluğunuzun önüne geçer. 3- Lifi ihmal etmeyin: Domates, salatalık, biber, roka, maydanoz veya yulaf... Lifli gıdalar kahvaltının gizli kahramanlarıdır. Şekerin kana karışmasını frenler, sizi tok tutar ve o çok kıymetli "ikinci beynimiz" olan bağırsak mikrobiyotamızı besleyerek sistemi korur. 4- Sağlıklı yağdan korkmayın: Zeytinyağı, ceviz, badem, fındık veya avokado gibi dost yağlar, kahvaltının şifasıdır. Sağlıklı yağlar safra kesesini çalıştırır, midede tokluk hissi yaratır ve insülini zıplatmadan bedene en kaliteli enerjiyi verir. 5- Sıvı kaloriden uzak durun: Kahvaltıyı taze sıkılmış dahi olsa litrelerce meyve suyuyla veya şeker atılmış koca kupalar dolusu çay ve kahveyle geçiştirmeyin. "Sıvı şeker" karaciğerin en sevmediği yüktür, saniyeler içinde yağa dönüşür. 6- Saatine sadık kalın: Bedenimiz bir saat gibi çalışır (sirkadiyen ritim). Her gün birbirinden tamamen farklı saatlerde kahvaltı yapmak metabolizmanın kafasını karıştırır. Biyolojik saatinize saygı duyun ve öğün saatlerinizi mümkün olduğunca sabitleyin. 7- Geceyi telafi etmeyin: Kötü ve uykusuz geçirilmiş bir gecenin yorgunluğunu, sabah kahvaltısında ağır karbonhidratlara ve hamur işlerine saldırarak "telafi etmeye" çalışmayın. 8- "Şekersiz" tuzaklara düşmeyin: Market raflarında üzerinde "fit", "diyet" veya "şekersiz" yazan o süslü paketli granolalara, kahvaltılık gevreklere hemen aldanmayın. Çoğu gizli şeker ve katkı maddesi deposudur. Kahvaltınız fabrikadan değil, topraktan ve çiftlikten gelmelidir. Gerçek gıda tüketin. 9- Yavaşlayın: Masada tabağınızdaki en sağlıklı besinleri bile bir yarış atı gibi koşturarak yutuyorsanız, biyolojinize ihanet ediyorsunuz demektir. Beynin "doydum" sinyalini alması en az 20 dakika sürer. Çiğnemeden yutulan hızlı lokmalar, sadece şişkinlik ve hazımsızlık getirir. 10- Herkes için aynı kahvaltı yok!: İnsülin direnci olan 60 yaşındaki bir bireyle, aktif spor yapan 20 yaşındaki bir gencin kahvaltı tabağı asla aynı olamaz. Kişisel metabolik kimliğinizi tanıyın ve tabağınızı komşunuza göre değil, kendi bedensel ihtiyaçlarınıza göre tasarlayın.SÖZÜN ÖZÜ İdeal bir kahvaltı; günü sakin başlatan, insülini zıplatmayan, sizi öğlene kadar zinde ve berrak bir zihinle ayakta tutan kahvaltıdır. Unutmayın, güne nasıl başlarsanız, o gün bedeninize öyle davranırsınız.AYNI KALORİ NEDEN HERKESTE AYNI ETKİYİ YAPMAZ? Aynı tabaktaki yemeği yiyen, aynı kaloriyi alan iki kişiden biri hızla kilo alırken diğeri formunu rahatça koruyabiliyor. Peki, bu metabolik adaletsizlik neden kaynaklanıyor? Çünkü insan bedeni muazzam ve karmaşık bir kimya laboratuvarıdır. Kalorilerin vücudumuzdaki o gizemli yolculuğunda fark yaratan 5 hayati faktöre birlikte bakalım... 1- İnsülin hassasiyeti farkı: Kimi bedende insülin saat gibi çalışır, hücreler kapılarını açıp enerjiyi anında içeri alır. Kimisinde ise sinsi bir "insülin direnci" vardır; hücrenin kapıları kilitlidir ve o masum kaloriler doğrudan göbek ve bel çevresine yağ olarak depolanır. 2- Kas kütlesi farkı: Kaslar, metabolizmanızın yorulmak bilmeyen fırınlarıdır. Oturduğunuz yerde, hatta uyurken bile enerji harcarlar. İki kişi aynı kaloriyi alsa bile, kas kütlesi yüksek olan o kaloriyi yakarken, kası zayıf olan kişi maalesef yağa dönüştürür. 3- Uyku kalitesi farkı: Kötü ve eksik uyuyan bir bedende stres hormonu (kortizol) ve iştah hormonu (ghrelin) tavan yapar. Uykusuz bir metabolizma, yediği aynı kaloriyi enerji olarak harcamak yerine, biyolojik bir savunma mekanizması olarak depolamaya programlıdır. 4- Stres düzeyi farkı: Kronik stres altındaki bir bedenin kimyası tamamen bir "tehdit" algısıyla çalışır. Stres, vücudu adeta bir "kıtlık alarmı" moduna sokar ve alınan her kaloriyi zor günler için sımsıkı saklar. 5- Bağırsak mikrobiyotası farkı: İkinci beynimiz olan bağırsaklarımızdaki bakteri ordusu, parmak izi gibi tamamen kişiye özeldir. Sağlıklı bir floraya sahip kişi yediği gıdayı dengeli sindirirken, florası bozulmuş biri aynı yiyecekten çok daha fazla kalori emerek farkında olmadan hızla kilo alabilir. İşin özeti şudur; mesele sadece tabağınızdaki kalorileri matematiksel olarak saymak değil, o kalorileri karşılayacak olan metabolizmanızın "kalitesini" artırmaktır. Kaslarınıza, uykunuza, bağırsaklarınıza ve ruhunuza iyi bakın.Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Kaynak: SabahOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler