Zack Snyder’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı The Last Photograph, Toronto Uluslararası Film Festivali’nde (TIFF) ilk kez seyirci karşısına çıktı. Ancak yönetmenin yıllardır hayata geçirmek istediği proje, festivalde beklediği karşılığı bulamadı. İlk eleştiriler özellikle filmin senaryosu, süresi, diyalogları ve şiddet kullanımı üzerinde yoğunlaşıyor.
Snyder’ın büyük bütçeli süper kahraman ve bilim kurgu filmlerinden uzaklaşarak daha küçük ölçekte hazırladığı The Last Photograph, 13 Eylül’de TIFF kapsamında dünya prömiyerini yaptı. Yönetmen filmi bağımsız olarak çekti ve görüntü yönetmenliğini de kendisi üstlendi.
Kurt Johnstad’ın senaryosunu yazdığı The Last Photograph’ın geçmişi 2000’li yıllara kadar uzanıyor. Projenin önceki dönemlerinde Christian Bale ve Sean Penn gibi isimlerin adı filmle birlikte anılmıştı. Snyder daha sonra projeyi yeniden şekillendirdi ve yaklaşık 10 milyon dolarlık bütçeyle bağımsız olarak çekti.
Film, Güney Amerika’da geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Eski DEA ajanı Ethan, kardeşi ve yengesinin öldürülmesinin ardından kaçırılan yeğenlerini bulmak için yola çıkıyor. Ethan’a olayın tanıklarından biri olan savaş fotoğrafçısı eşlik ediyor. Yolculuk ilerledikçe karakterlerin geçmişleri ve yaşadıkları travmalar hikâyenin merkezine yerleşiyor.
Başrollerde Stuart Martin ve Fra Fee bulunuyor.
Filmin TIFF gösteriminin ardından yayımlanan eleştirilerin önemli bölümü olumsuz bir tablo çizdi. Eleştirmenler özellikle 135 dakikalık sürenin hikâyeyi taşıyamadığını, filmin tekrar eden sahneler nedeniyle temposunu kaybettiğini ve diyalogların karakterleri yeterince geliştirmediğini savundu.
TheWrap, filmi Snyder’ın en zayıf çalışmalarından biri olarak değerlendirirken uzun süresini, tekrar eden yapısını ve hikâyesini eleştirdi. IndieWire da filmin şiddet ve travma gibi konuları ele almak istediğini ancak bunları yeterince derinleştiremediğini belirtti.
Punch Drunk Critics ise Snyder’ın görüntü yönetmenliği ve bazı aksiyon sahnelerini başarılı bulmasına rağmen dramatik bölümlerin fazla uzun kaldığını ve filmin kendisini gereğinden fazla ciddiye aldığını savundu.
İlk Rotten Tomatoes verileri de benzer bir tablo gösteriyor. Platformda yayımlanan ilk eleştirilerin büyük bölümü düşük puanlardan oluşuyor.
Eleştiriler tamamen aynı noktada birleşmiyor. Bazı yazarlar Snyder’ın büyük stüdyo yapımlarından uzaklaşıp daha kişisel ve bağımsız bir film çekmesini olumlu değerlendiriyor. Deadline, yönetmenin alıştığı süper kahraman ve büyük ölçekli aksiyon dünyasından çıkmasını filmin dikkat çeken taraflarından biri olarak gösterdi.
Diğer bazı incelemeler de Snyder’ın görüntü yönetmenliğini öne çıkarıyor. Ancak olumlu yorumlarda bile senaryo ve anlatım sorunları sık sık gündeme geliyor.
Bu nedenle The Last Photograph için TIFF sonrası ortaya çıkan tablo, görsel açıdan dikkat çeken ancak hikâyesi ve anlatımı konusunda eleştirmenleri ikna etmekte zorlanan bir film yönünde.
Filmin önündeki asıl soru ise bundan sonra ne olacağı. Snyder, The Last Photograph’ı bağımsız olarak hazırladı ve film TIFF’e bir dağıtım anlaşması olmadan geldi.
Şu anda film için açıklanmış bir sinema veya dijital platform tarihi bulunmuyor. Yapımın festival sonrasında bir dağıtımcı bulması gerekiyor. TIFF’ten gelen ilk eleştirilerin bu süreci nasıl etkileyeceği ise henüz bilinmiyor.
Snyder’ın yaklaşık 20 yıldır hayata geçirmek istediği proje sonunda izleyici karşısına çıktı. Ancak ilk tepkilere bakılırsa The Last Photograph’ın önündeki en büyük mücadele filmi çekmek değil, bundan sonra geniş izleyici kitlesine ulaştırmak olabilir.
