Zihnindeki sesler hayatını kurtardı: Tıp tarihinin en gizemli teşhis hikayesi
Tıp dünyası, bazen en yaratıcı senaryo yazarlarının bile hayal edemeyeceği kadar tuhaf olaylara sahne oluyor. 1984 yılında İngiltere'de yaşayan bir kadının başından geçenler, bilimsel literatüre "hayatın kurgudan daha şaşırtıcı olduğu" anlardan biri olarak geçti.
Her şey, kadının zihninde aniden yabancı sesler duymaya başlamasıyla başladı. Akıl sağlığından endişe eden hasta, soluğu psikiyatrist Ikechukwu Obialo Azuonye’nin yanında aldı. Doktor Azuonye, yıllar sonra tıp dergisi BMJ’de yayımlayacağı bu vakada, duyulan seslerin basit birer illüzyon olmadığını, aksine hayat kurtaran bir rehbere dönüştüğünü tüm detaylarıyla anlattı.
Kadının duymaya başladığı bu sesler, alışılagelmiş halüsinasyonlardan çok farklı bir tavır sergiliyordu. Ona korkmamasını söylüyor, eskiden bir çocuk hastanesinde çalıştıklarını ve kendisine yardım etmek istediklerini belirtiyorlardı. Başlangıçta durum tipik bir psikotik bozukluk olarak değerlendirildi ve hastaya sakinleştirici ilaçlar verildi. İlaçların etkisiyle sesler kesilince kadın tatile çıktı; ancak bu huzur dolu günler uzun sürmedi. Sesler aniden geri dönerek ona acilen İngiltere’ye gitmesini, vücudunda ters giden bir şeyler için tedavi görmesinin zorunlu olduğunu fısıldadı.
Sesler bu kez çok daha somut bir adım atarak kadına Londra’daki büyük bir hastanenin tam adresini verdi. Zihnindeki seslerin geçmişine dair bazı detayları doğru bildiğini fark eden kadın, onlara güvenmeye başladı. Verilen adrese gittiğinde karşısında bir hastanenin tomografi bölümünü buldu. Sesler içeri girmesini, beyninde hem bir tümör hem de iltihaplanma olduğunu söylüyordu. Hastanın yaşadığı büyük panik üzerine Doktor Azuonye, onu rahatlatmak amacıyla bir beyin taraması istedi.
Başlarda gereksiz görülen bu talep kabul edilince, ortaya çıkan sonuç tıp ekibini şoka uğrattı. Tarama sonuçları, kadının beyninde "menenjiyom" adı verilen oldukça büyük bir tümörün varlığını onayladı. İlginç olan ise hastanın ne şiddetli bir baş ağrısı ne de görme bozukluğu gibi bu boyuttaki bir kütleden beklenen klinik belirtileri göstermemesiydi. Başarılı bir ameliyatla tümör alındıktan sonra, kadın o sesleri son bir kez daha duydu: "Sana yardım edebildiğimiz için mutluyuz. Hoşça kal."
Doktor Azuonye, bu vakanın üzerinden 12 yıl geçtikten sonra hastasından aldığı bir teşekkür telefonu üzerine hikayeyi bilim dünyasıyla paylaştı. Beyindeki lezyonların psikiyatrik belirtilere yol açtığı bilinse de, bu vaka tıp tarihinde bir ilk olarak nitelendiriliyor. İlk kez halüsinasyonlar hastaya şefkatle yaklaşıyor, nokta atışı bir teşhis koyuyor ve doğru merkeze yönlendiriyor. Bilimsel açıdan, kadının beynindeki bu kütlenin yarattığı hafif rahatsızlıkları bilinçaltında fark etmiş olabileceği ve zihninin bu endişeyi "sesler" şeklinde dışa vurduğu düşünülüyor.
