Almanya: Müstakbel başbakan Cem Özdemir'i kim neden sevmiyor?
Almanya'da Baden-Württemberg seçimlerinden birinci çıkan Yeşiller Partisi'nin liste başı adayı Cem Özdemir'in bu eyalette başbakan olması bekleniyor.Türkiye kökenli bir ismin bu konuma yükselmesi birçok kesim tarafından "Almanya'daki Türklerin toplumsal başarı hikâyesi" olarak görülse de özellikle muhafazakâr ve milliyetçi Türkler arasında Özdemir'e yönelik mesafe dikkat çekiyor.Peki bu tepkinin nedeni ne?AKP'ye yakın Almanya merkezli Uluslararası Demokratlar Birliği'nin (UID) Genel Başkanı Kenan Aslan, Özdemir'in göçmen kökenli bir siyasetçi olarak önemli bir makama gelmesinin sembolik değer taşıdığını kabul ediyor. Ancak toplumun bir kısmının onu sahiplenmekte zorlandığını belirterek bunun nedenini şöyle açıklıyor:"Bir kişiyi siyasi başarısından dolayı takdir etmekle, onun duruşunu ve söylemlerini benimsemek arasında açık bir fark var."Aslan'a göre mesele şahsi bir husumet değil, "temsil, aidiyet ve değerler meselesi."DW Türkçe'ye konuşan Aslan, "İnsanlar kendilerini anlayan, kültürel ve manevi dünyalarını küçümsemeyen, Türkiye ile bağlarını kriminalize etmeyen temsilciler arıyor" diyerek Özdemir'e siyasi söylemlerinden dolayı mesafeli olduklarının altını çiziyor.Aslan'a göre, Özdemir'in Türkiye hükümetine yönelik eleştirileri Almanya'daki AKP seçmeninde olumsuz karşılık buluyor.Ona göre Cem Özdemir'in Türkiye'ye dair konularda "çoğu zaman eleştirel ve dışlayıcı bir dil kullanması" toplumda aidiyet duygusunu da zayıflatıyor."Bizden görünmek ayrıdır, bizden olmak ayrıdır" diyen Aslan, muhafazakâr Türklerin Özdemir'e mesafesinin temelinde temsil duygusunun zedelenmesinin bulunduğunu ileri sürüyor.Toplumun, "kendisini anlayan, tarihî hafızasına saygı duyan, Türkiye ile bağını küçümsemeyen ve köklerine yabancılaşmayan siyasetçiler görmek istediğini" vurguluyor, Cem Özdemir'in ise bunlar yerine Türkiye iç siyaseti üzerinden görünürlük üreten bir siyasetçi olduğunu savunuyor.Aslan, 1915 olaylarına ilişkin Federal Meclis'te 2016'da alınan kararı örnek gösteriyor.Özdemir'in "Ermeni Soykırımının tanınması" sürecindeki rolünün de Türk toplumunda kırgınlık yarattığını belirten Aslan, kararın diaspora üzerinde ayrıştırıcı bir etki oluşturduğunu ifade ediyor:"Özellikle de bu sürecin Türkiye kökenli bir isim tarafından ön plana taşınması kırgınlığı derinleştiriyor."Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da tasarının kabul edilmesinden sonra Özdemir'i sert sözlerle eleştirmiş ve "Ne Türk'ü be? Bunların kanlarının laboratuvar testinden geçmesi lazım" ifadelerini kullanmıştı.Cem Özdemir ile bazı Türkiye kökenli milletvekilleri tasarıyı desteklemişti.Essen Üniversitesi'ne bağlı Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi (TAM) Direktörü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan ise Özdemir'e yönelik tepkileri daha geniş bir sosyolojik çerçevede değerlendiriyor.DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Uslucan, göçmen kökenli siyasetçilerden "bizim çıkarımıza siyaset yapsın" beklentisinin yaygın olduğunu ancak bunun demokratik siyasetle bağdaşmadığını vurguluyor:"Bir siyasetçi kamu için siyaset yapmalı. Tek bir grup için siyaset yapması doğru değil."Yine de bu beklentinin tamamen temelsiz olmadığını belirten Uslucan, özellikle Türkiye kökenli ve Müslüman göçmenlerin yıllardır ırkçılığa maruz kaldığını hatırlatıyor. Bu nedenle "bizden biri" olarak görülen siyasetçilerden daha fazla hassasiyet beklendiğini söylüyor.Uslucan Cem Özdemir'in Türkiye siyaseti üzerinden prim yaptığı görüşünü ise haksız bulduğunu vurguluyor.Özdemir'in Almanya'da yüksek tanınırlığının seçim başarısında önemli rol oynadığını kaydeden Uslucan, Türkiye kökenli olmasının ise Türkiye yanlısı bir siyaset yapma zorunluluğu doğurmadığını açıkça ifade ediyor:"Cem Özdemir Alman siyasetçisi ve Almanya için siyaset yapıyor. Türkiye için değil. Türkiye'nin avukatı değil."Uslucan, bu nedenle Türkiye hükümetine yönelik eleştirilerinin bazı kesimlerce "Türkiye düşmanlığı" olarak görülmesini hatalı buluyor.Almanya'da yerleşik Türklerin artık Almanya merkezli siyaset yapmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Uslucan, "Cem Özdemir bu anlamda en iyi örnek. Türkiye'den gelen bir işçinin çocuğu da yükselebilir ve başbakan olabilir. Bu mesajı artık almış olmak gerekir" diyor.Türkiye kökenli gençlerin Almanya siyasetinden ziyade Türkiye siyasetine ilgi göstermesini ise duygusal bağlara ve Almanya'daki siyasi bilincin görece düşük olmasına bağlıyor:"İkinci, üçüncü, dördüncü kuşak burada doğmuş olsa bile kendini Türkiye’ye bağlı hissediyor."Almanya'da göçmenlere "ya Almanya ya Türkiye" şeklinde bir taraf seçme baskısı uygulandığını belirten Uslucan, bunun gençleri "iki arada bir derede" bıraktığını söylüyor. Daha kapsayıcı bir yaklaşımın önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor:"Türkiye'ye duygusal bağların olması normal. Almanya'ya da güçlü bağların olması teşvik edilmeli. Çifte vatandaşlığın korunması ve siyasi katılımın kolaylaştırılması bu dengeyi güçlendirebilir." Cem Özdemir'i "Bu mesafenin artmasının en önemli nedenlerinden biri" olarak gördüğünü söyleyen Kenan Aslan ise "Almanya'daki Türkler kendilerini siyasi yapıda bütünüyle kuşatan, aidiyet duygusu veren bir temsil bulmakta zorlanıyor. Temsil boşluğu arttıkça, insanlar doğal olarak kendilerini duygusal olarak daha yakın hissettikleri alanlara yöneliyor" diyor.Yaklaşık 3,5 milyonluk Türk toplumu Almanya'da Türkiye siyasetini de sürekli sıcak tutulmasını sağlıyor. Bu özellikle seçim zamanlarında daha da belirginleşiyor. Ankara'nın Almanya'daki Türk seçmenleri etkilediği, UID'in de buna aracılık ettiği sürekli dile getirilen bir iddia. Alman basınında yer alan haberlerde Baden-Württemberg seçimleri arifesinde eski Bakan Mustafa Varank'ın UID'in Esslingen şubesinin verdiği iftarda, isim vermeden Türk seçmenleri Cem Özdemir aleyhinde tutum takınmaya çağırdığı öne sürüldü.UID başkanı Aslan bu iddianın doğru olmadığın belirtiyor: "Kesinlikle hayır. Biz hiçbir zaman herhangi bir siyasi partiye ya da kişiye işaret etmedik, etmiyoruz. Bu iddialar yeni değil, uzun süredir belli çevreler tarafından tekrar edilen, fakat gerçeği yansıtmayan söylemler. Biz bunu defalarca açıklamamıza rağmen, ne yazık ki kimi zaman medya ve siyasi tartışmalar içerisinde UID'ye dair önceden hazırlanmış kalıplar yeniden dolaşıma sokuluyor. Bu da bizi doğru anlamaya yönelik bir çabadan çok, bilinçli bir itibarsızlaştırma çabası izlenimi veriyor" diyor.TAM Direktörü Uslucan ise Türkiye'deki seçimlerde Almanya'da AKP için kampanyalar yapıldığını doğruluyor. Ancak son yıllarda Türkiye kökenli seçmenlerin Almanya'daki parti tercihlerinde de belirgin bir kırılma yaşandığını aktarıyor.Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve sol-çevreci Yeşiller'in ağırlıklı olduğu dönemin ardından artık muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) de Türklerden oy aldığını, aşırı sağcı Almanya için Alternatif'e (AfD) giden oyların ise "az da olsa" görüldüğünü belirtiyor.Yeşiller'in özellikle Gazze ve Filistin politikası nedeniyle Sol Parti'ye seçmen kaybettiğini söyleyen Uslucan, "Araştırmalara göre Sol Parti artık dindar kesimlerden de oy alıyor" diyor.
