ABD ve Avrupa Birliği (AB), onlarca yıldır Çin'i Batı teknolojilerini çalmakla suçluyor. Robotik teknoloji, hassas mühendislik ve otomotiv teknolojilerine kadar birçok alanda Çinli şirketlerin önemli mühendisleri bünyesine kattığı, Batılı rakipleri casusluk yoluyla izlediği ve değerli ticari sırlara erişmek amacıyla siber saldırılar düzenlediği öne sürülüyor.
Almanya gibi bazı Batılı ülkeler de bu nedenle Çinli bilim ve teknoloji uzmanlarına vize kısıtlamaları uyguluyor.
Pekin açısından durum şimdi ise farklı bir noktaya geldi. Pekin, kendi ileri teknolojisi ve nitelikli uzmanlarının yurt dışına gitmesini önlemek için kendi vatandaşlarının yurt dışına çıkmasına kısıtlamalar uygulamaya başladı. Uzmanlara göre bunun arkasında teknolojik verileri korumak dışında başka sebepler de var.
Çin'de Eylül ortasında yürürlüğe giren düzenleme, Çinli yetkililere belirli kişilerin yurt dışına çıkmasını engelleme imkanı tanıyor. Buna göre batarya teknolojisi, nadir toprak elementleri veya yapay zeka (YZ) alanlarındaki uzmanlıkları "sanayi ve teknoloji güvenliği" açısından hayati önem taşıyan mühendislerin, şirket kurucularının ve diğer uzmanların ülkeden ayrılması engellenebilecek.
Pekin son dönemde yurt dışı yatırımlara ilişkin kuralları da sıkılaştırdı. Böylece servetlerini yurt dışında değerlendiren Çin vatandaşlarına karşı daha sert önlemler alınması amaçlanıyor. Ayrıca teknik personelin yurt dışında görevlendirilmesine de kısıtlamalar getirildi.
Singapur Yönetim Üniversitesi'nde (SMU) hukuk profesörü olan Henry Gao'ya göre bütün bu kısıtlamalar Çin ekonomisinin gerçek durumuna ilişkin bir fikir veriyor. Gao, DW'ye şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Bu önlemler aslında Pekin'in ekonomideki zayıflık ve ciddi sermaye çıkışı konusunda derin kaygılar taşıdığına işaret ediyor."
Gao, resmi yetkililerin "girişimcilerin ve uzmanların ülkeden ayrılmasını engellemekte" kararlı olduğunu belirtiyor. Uzmanı göre Çin ekonomisinde yaşanan sıkıntıları gizlemek artık giderek zorlaşıyor. İhracata, özellikle de yüksek teknoloji ürünlerine yönelik talep hâlâ güçlü. Ancak emlak piyasasındaki çöküş iç tüketimi ciddi ölçüde zayıflattı. Banka kredileri yaz aylarında rekor seviyede geriledi, Ağustos ayında yeni otomobil satışları da geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık dörtte bir oranında düştü.
Yaşanan kaygı insanların ve sermayenin ülke dışına çıkışını da kapsıyor. Bunun yakın dönemdeki en dikkat çekici örneği, Pekin'de iki Çin vatandaşı tarafından kurulan yapay zeka girişimi Manus. Şirket geçen yıl merkezini Singapur'a taşıdı. Bunun nedenleri arasında ABD'nin yatırım kısıtlamalarından kaçınmak ve küresel pazarlarda büyüyebilmek de vardı.
Facebook'un sahibi Meta geçen aralık ayında Manus'u iki milyar dolara (1,74 milyar euro) satın almaya çalıştığında Pekin anlaşmayı engelledi ve şirketin iki kurucusunun yurt dışına çıkmasını yasakladı.
Bu ay Çin sosyal medyasında Huawei'nin kurucusu ve CEO'su Ren Zhengfei ile kızı, şirketin finans direktörü Meng Wanzhou'nun ülkeden ayrılmış olabileceğine ilişkin söylentiler yayıldı.
Bu iddialar Tayvan ve Hindistan medyasında da yer aldı ancak ne Huawei ne de Çinli yetkililer tarafından doğrulandı. Aile üyelerinden en az birinin daha sonra Pekin'de kamuoyu önüne çıktığı belirtiliyor.
Küresel finansal veri analizleri yapan Bloomberg Intelligence'ın tahminine göre 2025 yılında yaklaşık bir trilyon dolarlık Çin sermayesi ülke dışına çıktı. Bu, verilerin ilk kez toplanmaya başlandığı 2006'dan bu yana "sıcak para" olarak adlandırılan sermayenin ülkeden en büyük çıkışı oldu.
Pekin, hanelerin yurt dışına transfer edebileceği yıllık 50 bin dolarlık döviz kotasını ise daha sıkılaştırmadı. Ancak Fransız yatırım bankası Natixis'in Asya-Pasifik başekonomisti Alicia Garcia-Herrero'ya göre varlıklı kişilerin bu üst sınırı aşmak için kullandıkları gayriresmi yollar yoğunlaştı.
Çin'de ve Çin dışında insanların hem kendilerini hem de sermayelerini ülke dışına çıkarmalarına yardımcı olan başlı başına bir sektör ortaya çıktı. Göç danışmanlığı şirketleri vize ve taşınma işlemleriyle ilgilenirken yurt dışındaki brokerler ve tröstler de Çin vatandaşlarının servetlerini başka ülkelerde değerlendirmelerine yardımcı oluyor.
Şirketler bazen para ve uzmanlığı birlikte yurt dışına aktarmak için yabancı bir iştirakten, halka arzdan veya çalışanlarını başka ülkelere göndermekten yararlanıyor.
Hukuk profesörü Henry Gao'ya göre yeni kısıtlamalar, amaçlananın tersine sonuç verebilir. Çünkü sermayeyi veya insanları ülke dışına çıkarmak ne kadar zorlaşırsa gerekli imkânlara sahip olanların başka yollar bulma isteği de o kadar artabilir:
"Uzun vadede bu durum güveni daha da aşındırabilir, sermaye kaçışını hızlandırabilir ve önlemlerin aslında sınırlamayı amaçladığı ekonomik sorunları daha da ağırlaştırabilir."
Garcia-Herrero ise uzmanlara getirilen kısıtlamaların sermayeye yönelik kısıtlamalardan daha ciddi sonuçları olacağı görüşünde:
"Para, gerekli izinler alındığında hâlâ yavaş yavaş transfer edilebilir. Ancak uçağa binmesine izin verilmeyen veya süresiz bir giriş yasağı nedeniyle yurt dışında bir işi kabul edemeyen bir proses mühendisinin yerini doldurmak o kadar kolay değil."
Bu risk, en gelişmiş yapay zeka sistemlerini geliştirme yarışında ABD'li rakipleriyle aradaki farkı hızla kapatan Çinli yapay zeka şirketlerini şimdiden etkiliyor.
Bloomberg, geçen Mayıs ayında Çinli yetkililerin artık Alibaba ve DeepSeek gibi şirketlerde çalışan önde gelen yapay zeka araştırmacıları, şirket kurucuları ve yöneticilerden yurt dışına seyahat etmeden önce izin almalarını istediğini bildirdi.
Teknoloji haber sitesi The Information'a göre, geçen yıl bazı DeepSeek çalışanlarından pasaportlarını teslim etmeleri istendi. Pekin bu uygulamayı ne doğruladı ne de yalanladı.
Bloomberg, Ocak 2025'te başka teknik uzmanların da benzer bir baskıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi. Bunlar arasında Vietnam ve Hindistan'da fabrikalar kurarak yabancı şirketlerin Çin'e bağımlılıklarını azaltmalarına yardımcı olan uzmanlar da bulunuyor.
Yabancı ülke vatandaşları söz konusu olduğunda hem Çinli hem de yabancı şirketler, denetimlerden ve vize işlemlerindeki gecikmelerden kaçınmak için çalışma amaçlı bir seyahatin gerçek niteliğini zaman zaman gizleyebiliyor. Örneğin seyahatin asıl amacı çalışmak olduğu halde turizm, iş görüşmesi veya fabrika ziyareti için yapıldığı belirtilebiliyor.
Yeni kısıtlamaların yürürlüğe girmesinden önce DLA Piper gibi uluslararası hukuk büroları şirketlere vize başvurularını "gerçeğe uygun" ve "eksiksiz" doldurmalarını tavsiye etti. Hukuk büroları ayrıca belgelerde belirtilen bilgilerle kişinin gerçekte yaptığı faaliyet arasında uyuşmazlık bulunmasının artık beş yıla kadar ülkeye giriş yasağıyla sonuçlanabileceği uyarısında bulundu.
Yeni düzenlemelere göre bir ziyaretçiye, hakkında ülkeye giriş yasağı kararı verilmesi durumunda prensip olarak bilgi verilmesi gerekiyor. Ancak Çinli yetkililer, bunun "ulusal güvenliğe veya ceza soruşturmalarına zarar verebileceği" durumlarda bildirimde bulunmayabiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise bu ayın başında güncellediği seyahat tavsiyesinde daha ileri giderek ABD vatandaşlarına şu uyarıda bulundu:
"Yasalar uyarınca adil ve şeffaf bir süreç olmaksızın ülkeye giriş yasakları uygulanması ve haksız yere gözaltına alınma veya tutuklanma riski nedeniyle Çin ana karasında daha dikkatli olun."
