"Kuyu tipi cezaevi" olarak bilinen Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda yaklaşık üç aydır tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş'ın yargılanmasına 28 Eylül'de başlanıyor. Davanın ilk duruşması İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek.
İlk duruşmada Deniz Göktaş'ın suçlamalara karşı savunmasını yapması bekleniyor. Savunmanın ardından ise mahkeme 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde olan Göktaş'ın tutukluluk durumunu değerlendirecek.
Deniz Göktaş, "Ölü Deniz" adlı gösterisinin YouTube’da yayımlanmasının ardından hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle 2 Temmuz'da tatil dönüşü İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmış ve bir gün sonra çıkarıldığı Çağlayan Adliyesi'nde tutuklanmıştı.
Göktaş'ın ilk tutuklama kararı "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" iddialarıyla verildi. Tutuklanmasının ardından Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na konuldu.
Daha sonra İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ağustos'ta Göktaş'ın tahliyesine karar verdi. Ancak Göktaş cezaevinden çıkamadan bu kez aynı gösterideki başka bir bölüm nedeniyle "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla yeniden tutuklandı. Savcılığın itirazı üzerine tahliye kararı İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianamede Göktaş'ın üç ayrı suçtan 2 yıl 7 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Göktaş hakkında açılan davanın temelini ise 24 Haziran’da YouTube hesabından yayımlanan "Ölü Deniz" gösterisindeki üç bölüm oluşturuyor.
"Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasına ilişkin olarak iddianamede, Göktaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında "utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi" ifadesini kullandığı belirtiliyor.
Deniz Göktaş’ın ayrıca Erdoğan'a hitaben "30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya" sözlerine dikkat çekiliyor.
İddianamede Göktaş’ın "Cumhurbaşkanı'nın terapisti olmayı hayal ettiğini" söylediği bölüm de suçlama konusu yapılıyor. Savcılık, bu ifadelerin "eleştiri sınırlarını aştığını ve Cumhurbaşkanı'nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek nitelikte" olduğunu savundu.
Göktaş’ın "Oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum" sözleri de iddianamede yer alıyor. Savcılık, bu ifadelerle "oruç tutan kişilerin canlı bomba olmaya daha uygun olduklarının ileri sürüldüğü ve halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edildiğini" savunuyor.
Gösteride Kur'an-ı Kerim'e ilişkin "çevirisi zayıf" ve "yazar için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse" ifadelerinin kullanılması da aynı suçlama kapsamında değerlendirildi.
İddianamede ayrıca Göktaş’ın denizde, vücudunu tamamen kapatan siyah kıyafetler giyen kişilerden söz ederek "S…min dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum" dediği bölüm de yer alıyor. Savcılık, Göktaş'ın savunmasında "dalgıç" sözüyle haşema giyen kadınları kastettiğini kabul ettiğini belirtiliyor. Bu ifadelerin de dini inançları nedeniyle kapalı kıyafetle denize giren kadınları hedef aldığı ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" savunuluyor.
İddianamede, gösteri hakkında 500'ü aşkın CİMER başvurusu yapıldığı da belirtildi. Savcılık, sözlerin toplumun geniş kesimlerinde infial uyandırmaya elverişli olduğunu ve kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunu savundu.
Göktaş’ın gösterisindeki üçüncü suçlama ise "suçu ve suçluyu övme." İddianamede, Göktaş’ın bir komedyeni öldürtmek için tetikçi tutulabileceğini anlatırken "Daltonlar" üzerinden yaptığı espri suçlama konusu yapıldı.
Göktaş, gösteride "Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyorum" dedikten sonra Daltonlar’a Telegram üzerinden ulaşılabildiğini ve Bitcoin ile ödeme yapılabildiğini anlattı.
Savcılık, bu ifadelerin kamuoyunda "Daltonlar Çetesi" olarak bilinen suç grubunun suç içerikli eylemlerini övdüğünü, meşru gösterdiğini ve suça ulaşmayı kolaylaştırdığını ileri sürdü.
Göktaş, savcılık ifadesinde suçlamaları kabul etmedi. Gösterideki sözlerin mizah kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunan Göktaş, "Benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek gibi bir kastım yoktur" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında kullandığı "diktatör" sözüne ilişkin Göktaş, bunun "siyasal bir tespit" olduğunu söyledi ve hakaret veya aşağılama kastı bulunmadığını savundu. Erdoğan’ın terapisti olabileceğine ilişkin sözlerinin de mizahi olduğunu belirten Göktaş, psikoloji mezunu olduğunu ve Cumhurbaşkanı'nın stresli bir görev yaptığını düşündüğünü söyledi.
"Oruç tutan canlı bombalar" sözlerinin de bir kelime oyunu olduğunu belirten Göktaş, toplumun canlı bombalardan duyduğu korkuyu mizahi bir yaklaşımla ele aldığını söyledi. "Oruç tutan insanların uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını" düşünerek bu şakayı yaptığını ifade etti.
Göktaş, gösterinin metnini kendisinin yazdığını ve YouTube hesabındaki paylaşımı da kendisinin yaptığını kabul etti. Ancak sözlerinin suç oluşturduğu iddiasını reddetti. YouTube üzerinden 24 Haziran'da paylaşılan "Ölü Deniz" adlı videoya Türkiye'de erişim engeli de getirilmişti.
