Okyanusların güneş ışığı ulaşmayan derin bölgelerinde yaşam mücadelesi veren canlılar, hayatta kalabilmek için kendi ışık kaynaklarını üretme yeteneği geliştirmiş durumda. "Biyolüminesans" olarak adlandırılan bu özellik; eş bulma, savunma veya avlanma gibi kritik süreçlerde hayati bir rol üstleniyor.
Kendi ışığını üreten türler arasında en dikkat çekici olanı ise ortalama 1,8 metrelik boyuyla dünyada ışık saçan en büyük omurgalı unvanına sahip küt burunlu kutup köpekbalığı (Dalatias licha). Gövdesinde, yüzgeçlerinde ve karın bölgesinde "fotofor" ismi verilen milyonlarca minik organa ev sahipliği yapan bu devasa canlı, tüm vücudunu saran büyüleyici bir parlaklığa ulaşıyor. Derin deniz sakinlerinin büyük kısmı vücudunun altından ışık vererek aşağıdaki avcılardan saklanmayı tercih ederken, bu tür avlanmak adına tam aksine bir yaklaşım benimsiyor.
Bilim insanları, hedef derinliklerden yakaladıkları örnekleri özel karartılmış tanklara alarak derilerindeki ışık yoğunluğunu 480 ile 540 metre derinliklerdeki doğal ortamla kıyasladı. Deneyler sonucunda, canlının karın bölgesinden çıkan ışığın yüzeyden süzülen sönük ışıkla tamamen aynı yoğunlukta olduğu belirlendi.
Üretilen rengin ise koyu maviye kıyasla yeşil tonuna daha yakın durduğu anlaşıldı. Sudaki klorofil tanecikleriyle kusursuzca örtüşen bu yeşilimsi ton, mükemmel bir gizlenme imkanı yaratıyor. Avına yukarıdan yaklaşan bu dev avcı, siluetini saklamak amacıyla ışığı sadece dik açıyla saçmakla kalmayıp geniş bir alana yayılan parlaklığı sayesinde karanlıkta bir "arama ışığı" etkisi sunuyor.
iScience dergisinde paylaşılan araştırma sonuçları, küt burunlu kutup köpekbalığının alt kısımda kalan avlarına karşı kendi gölgesini sıfırlarken geniş açılı ışık yayılımıyla zifiri karanlığı aydınlattığını doğruluyor. Okyanusun derinliklerindeki bu evrimsel mekanizma; yakın dönemde mağaralarda bulunan ve saldırı anında büyük avcıları çekmek için parlayan mercanlarda olduğu gibi, ışığın hem bir kalkan hem de etkili bir avlanma aracına dönüştüğünü gösteriyor.
