CANLI
Ana Sayfa🇹🇷 Türkiye🌍 Dünya📈 Ekonomi⚽ Spor💻 Teknoloji🎭 Magazin
Ana SayfaDünyaİBB davasında 10. oturum: Rüşvet mi kamu
🌍 Dünya

İBB davasında 10. oturum: Rüşvet mi kamu yararı mı?

DW Türkçe·🕐 1 sa önce·👁 0 görüntülenme
İBB davasında 10. oturum: Rüşvet mi kamu yararı mı?
Resul Emrah Şahan'a yöneltilen rüşvet iddialarına dayanak olarak ruhsat süreçlerindeki gecikmeler gösterildi. Savunma, kolon kesme tespiti, yangın güvenliği eksiklikleri ve donatı alanına ilişkin ihtilaflara işaret etti.

İstanbul 40'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nin Silivri'deki cezaevi kampüsünde gördüğü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) "yolsuzluk" davasının 10'uncu oturumunda, yerine kayyum atanan tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın savunmasının ardından bugün sözü avukatı Doğa Şanlıoğlu aldı. Duruşma başlamadan önce salonda izleyici sıralarında "Kurtuluş yok tek başına" ve "Türkiye sizinle gurur duyuyor" sloganları atıldı. Oturum öncesinde tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe'nin doğum günü de kutlandı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Gökçe'ye sarıldığı anlar salona yansıdı.Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında dokuz eylem üzerinden rüşvet, irtikap ve örgüt üyeliği olmak üzere üç suç isnadı bulunuyor. Şahan, iddianamede "özel vasfa haiz örgüt üyesi" olarak tanımlanan 13 kişiden biri. Bu kişilerin diğer üyelere göre daha aktif rol oynadığını ileri sürüyor.Örgütün çeşitli işlemlerinde özel görev ve sorumluluk üstlendikleri iddiasıyla Türk Ceza Kanunu (TCK) 220/2 kapsamında cezalandırılmaları isteniyor. Savcılık, bu kişiler için ceza tayin edilirken "alt sınırdan uzaklaşılması" gerektiğini vurguluyor. TCK 220 "suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu"nu düzenliyor.Duruşmada, dosyadaki tutuklama kararına ilişkin dikkat çekici bir tartışma da yaşandı. Avukat Doğa Şanlıoğlu'nun savunmasından önce Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Fikret İlkiz, Resul Emrah Şahan'a gözaltı ve tutuklama sürecine ilişkin sorular yöneltti. İlkiz, Şahan'ın 19 Mart'ta gözaltına alındığını ve 23 Mart'ta tutuklandığını hatırlatarak, sulh ceza hâkimliği sorgusuna tek başına çıkıp çıkmadığını sordu. Şahan, "Tek başınaydım" yanıtını verdi.Bunun üzerine İlkiz, dosyada yer alan dokuz sayfalık tutuklama kararına dikkat çekti. Kararda Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve Resul Emrah Şahan'ın birlikte yer aldığını belirterek, tutanağın "kesilip yapıştırılmış" bir metin izlenimi verdiğini ifade etti. Şahan da kendisine verilen tutanağın bu şekilde düzenlendiğini doğruladı.Savunmanın ilk bölümünü usule ayıran Doğa Şanlıoğlu, soruşturmanın başından itibaren yapılan işlemlerin Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı olduğunu söyledi. Dosyaya erişim hakkının kısıtlandığını, buna karşılık iddianamenin henüz kabul edilmeden basına servis edildiğini belirtti.Resul Emrah Şahan'ın avukatı, iddianamenin içeriğine ilişkin değerlendirmesinde ise metnin kendi içinde ciddi çelişkiler barındırdığını söyledi. Aynı eylemlerin farklı bölümlerde farklı suç tipleriyle nitelendirildiğini, bazı sanıklar hakkında somut isnat bulunmasına rağmen sonuç bölümünde cezalandırma talebine yer verilmediğini ifade etti.Savunmanın bu bölümünde dosyanın delil yapısına yönelik eleştiri öne çıktı. Şanlıoğlu, özellikle etkin pişmanlık beyanlarına dikkat çekerek, bu ifadelerin tek başına delil sayılamayacağını vurguladı. Bu çerçevede, "Müvekkilim sadece ve sadece soyut beyanlarla tutuklanmıştır" dedi.Şanlıoğlu, Şahan'a yöneltilen dokuz eylemi tek tek ele alarak savunmasını yapılandırdı. Eylem 13 kapsamında yer alan veri işleme ve "İBB Hanem" iddialarına ilişkin olarak, müvekkiline yöneltilmiş somut bir fiil isnadı bulunmadığını savundu.Şanlıoğlu, eylem 38'de yer alan DAP Yapı'nın Nişantaşı Koru projesine ilişkin irtikap iddialarını iki aşamada değerlendirdi. 2020 yılına ait çek iddialarına ilişkin olarak, Şahan'ın o dönemde ruhsat vermeye yetkili olmadığını vurguladı.Aynı eylemin iskan süreciyle ilgili kısmında ise park taahhüdü üzerinden kurulan suçlamaları ele aldı. Şanlıoğlu, 2025 tarihli taahhütnamenin 2020 yılında verilenin devamı olduğunu söyledi. İskanın gecikmesinin belediyeden değil, projedeki yangın tedbirleriyle ilgili teknik eksikliklerden kaynaklandığını belirterek, bu tabloda menfaat temini ya da zorlama unsurunun bulunmadığını savundu."Yarım milyar TL'ye satılan o ultra lüks dairelerde dahi, maalesef yangın güvenliği açısından ciddi eksiklikler mevcuttur" diyen Şanlıoğlu, "Eğer ortada hukuka aykırı bir engel olsaydı, müşteki şirket belediyeyi devre dışı bırakarak Bakanlık eliyle iskan alma imkanını sonuna kadar kullanırdı" ifadelerini kullandı.Şanlıoğlu, Profilo AVM'nin yerine yapılan Avrupa Konutları Şişli projesine ilişkin Eylem 39'da sürecin donatı alanının kamuya terk edilmemesi nedeniyle uzadığını, şirketin 2600 metrekarelik bu alanı otopark olarak kullanmak istediğini aktardı. Kamuya terk işlemi tamamlandıktan sonra şirkete Kasım 2025'te ruhsatın verildiğini ifade etti. Bu nedenle ortada rüşvet değil, imar mevzuatının uygulanmasının bulunduğunu dile getirdi: "Müvekkilim Mart 2024'te seçilmiş, 19 Mart'ta tutuklanmış ve güya ruhsatı geciktirmiştir. Peki, yerine gelen kayyum dahil bu süreç nasıl olmuş da ancak sekiz ayda tamamlanabilmiştir? Bu bir gecikme değil, sürecin normal işleyişidir."Torunlar projesine ilişkin Eylem 40'ta ise ruhsatın keyfi şekilde verilmediği yönündeki iddiaları reddetti. Avukat Şanlıoğlu, projede 17'nci ve 24'üncü katlar arasında merdiven boşluğu oluşturmak için kolon kesildiğinin tespit edildiğini söyledi. Projede ciddi teknik eksiklikler tespit edildiğini ve sürecin bu nedenle durdurulduğunu belirtti.Bomonti projesine ilişkin Eylem 41'de, etkin pişmanlık beyanlarının birbirini tekrar eden kalıplar içerdiğini savundu. Ayrıca iskan sürecinin kısa sürede tamamlandığını, bu nedenle geciktirme ya da baskı iddiasının somut verilerle desteklenmediğini ifade etti.Medicana Hastanesi'ne ilişkin Eylem 42'de, bağış karşılığı izin verildiği iddiasının resmi yazışmalarla çeliştiğini belirtti. Belediyeye yapılan ödemenin "şartsız bağış" olarak resmi hesaplara yatırıldığını, elden ödeme iddiasının ise herhangi bir delille desteklenmediğini vurguladı.Plan değişikliği iddialarını içeren Eylem 43, 44 ve 45'e ilişkin olarak ise Şanlıoğlu, müvekkilin bu süreçlerde doğrudan yetkili olmadığını belirtti. Parsel bazlı plan değişiklikleri yapmadıklarını, bunun merkezi idare yetkisinde olduğunu hatırlatarak, bu işlemler üzerinden rüşvet isnadı kurulmasının hukuken mümkün olmadığını savundu.Şanlıoğlu savunmasının genelinde, dosyada kurulan suç kurgusunun yöntemine itiraz etti. İsnatların büyük ölçüde etkin pişmanlık beyanlarına dayandığını, bu beyanların dosyadaki resmi belgelerle çeliştiğini belirtti.Rüşvet ve irtikap suçlamalarının temelinde yer alan "menfaat temini" unsurunun somut olarak ortaya konulamadığını savunan Şanlıoğlu, müvekkiline atfedilen zenginleşme iddialarının da bu çerçevede dayanaksız olduğunu dile getirdi. Bu noktada, "Şişli gibi emlak rantının en yüksek olduğu bir yerde müvekkilin zenginleştiği iddia ediliyor. Oysa müvekkil, 1989'da inşa edilmiş mütevazı bir binada kiracı olarak oturmaktadır. Sadece yaşam tarzı değil, 'kent uzlaşısı' dosyasındaki MASAK raporu da bu zenginleşme iddialarının tamamen temelsiz olduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur" ifadelerini kullandı. Bu nedenle dosyanın maddi gerçeği ortaya koymaktan uzak olduğunu savundu.İstanbul Valiliği, Resul Emrah Şahan'ın dünkü savunmasında Şişli'nin Kaptanpaşa Mahallesi'nde Bulgar Vakfı'na ait arsa üzerinde yürütülen yüksek katlı proje ve bu projeye ilişkin inşaat faaliyetleri hakkında dile getirdiği iddialara yazılı açıklamayla yanıt verdi. Şahan savunmasında, belediyenin 26 Nisan'da bu projeye ait inşaat alanında denetim yaptığını, ruhsata aykırılıklar tespit ederek inşaatı mühürlediğini, süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bildirdiklerini ve çalışmaların durdurulduğunu anlatmış; mührün bozulmasına rağmen inşaatın sürdüğünü, bu nedenle savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söylemişti. Aynı süreçte bir beton mikserinin 72 yaşındaki bir yurttaşın ölümüne yol açtığını belirten Şahan, belediye üzerinde baskı kurulduğunu ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün kendisini arayarak "Ne olacak, her yerde gökdelen var, burada da bir gökdelen olsun. Sıkıntı çıkacak" sözleriyle projeye müdahale etmemesi yönünde telkinde bulunduğunu öne sürmüştü. Valilik ise bu anlatımı reddetti. Açıklamada, söz konusu arsanın 2006'dan bu yana devam eden bir proje sürecine konu olduğu, planlama ve onay süreçlerinin büyük ölçüde bakanlık tarafından yürütüldüğü, ilçe belediyesinin tek başına belirleyici olmadığı belirtildi. Ayrıca şirketin belediyenin işlemleri nedeniyle çeşitli kurumlara şikâyette bulunduğu, bu kapsamda mülkiye başmüfettişi görevlendirildiği ve Vali ile yapılan görüşmenin de bu şikâyetler çerçevesinde gerçekleştiği ifade edildi. Valilik, Şahan'ın "çevreci direnç" gösterdiği yönündeki anlatımını da reddederek, söz konusu iddiaların "gerçeği yansıtmadığını" ve "çarpıtma niteliğinde" olduğunu vurguladı.

Kaynak: DW TürkçeOrijinal Habere Git →
İlgili Haberler