İsrail sığınakta, İran sokakta! Savaşın sosyolojisi: Toplumların dayanıklılık testi
İki ülke, iki farklı manzara… Orta Doğu’da süren çatışmalar yalnızca askeri değil, toplumsal refleksler açısından da çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor.İsrail’de siren sesleri duyulduğu anda halk hızla sığınaklara yöneliyor. Sokaklar kısa sürede boşalırken, güvenlik prosedürleri günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Buna karşılık İran’da ise savaşın başından bu yana farklı bir görüntü dikkat çekiyor. Meydanlar büyük ölçüde boşalmıyor; aksine, halkın önemli bir bölümü kamusal alanlarda varlığını sürdürmeye devam ediyor.İran toplumu, 1980’deki İran-Irak Savaşı’ndan bu yana geçen süreçte birçok çatışma ve krizle karşı karşıya kaldı. Son olarak Gazze sonrası artan gerilim ve “12 gün savaşı” olarak anılan süreçte ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalınması, toplum üzerinde baskı oluşturmak yerine dayanıklılığı artıran bir etki yarattı. Bu süreçte kimi vatandaşlar gönüllü askerlik için başvuruda bulunurken, kimileri de ülkeye destek amacıyla maddi bağış yapmayı tercih ediyor.Sahada ise karşılıklı saldırılar sürüyor. İran’ın yoğun füze saldırılarına İsrail hava savunma sistemi Demir Kubbe ile karşılık veriliyor. Ancak son dönemde bazı füzelerin savunma sistemini aşarak yerleşim yerlerine isabet ettiği bildiriliyor. Bu durum, bölgede güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda.Öte yandan İran’daki toplumsal duruş ile İsrail’deki sivil refleksler arasındaki fark dikkat çekiyor. İsrail’de sirenlerle birlikte hayat durma noktasına gelirken, İran’da halkın daha görünür ve aktif bir tutum sergilediği gözlemleniyor.
